yeni izleme fırsatı bulduğum nuri bilge ceyhan filmi. diğer filmlerinden tecrübeyle beni şaşırtmayan, ilk 10-15 dakika içerisinde sizi adeta filmin bi karakteri/parçası gibiymişcesine sizi içine çeken bi yapısı var. neden bilmiyorum nuri bilge ceyhanın filmlerinde hep bu duyguyu yaşıyorum. karakterler sanki o kadar tanıdık ki her yerde görebileceğiniz tanıyabileceğiniz insanlar. tüm karakterinizi belli parçalara bölüp filmdeki her karaktere birer parça düşmüş gibi. galiba o yüzden tek bir karaktere bağlanmıyorsunuz. hepsinde bi haklı/onayladığınız yön görüyorsunuz ama bir de kızdığınız bi yön görüyorsunuz. tıpkı sıradan insanlar gibi hepsi yani. hiç biri bize yabancı değil. bu durum da beni 3 boyutlu gözlükle izlenen tırt filmlerin bol bol cgı teknolojisi ile beni içine çekmesinden yüzlerce kat daha fazla içine çekiyor filmi yaşatıyor. dedim ya çünkü hepsi sıradan sizin gibi benim gibi onlar gibi insanlar. kimsenin hayatta onlara başrol vermediği sıradan insanların hayatlarına kısa bi bakış atıyoruz ve 'görüşürüz' diyerek ayrılıyoruz. şahsi fikrime göre nuri bilge ceyhanın filmleri sanatsal film değil, aksine ne kadar sıradan olursak daha bi anlamlı geliyor filmleri. belki de işin sanat yönü buradadır işin o kadar teknik boyutunu bilmiyorum sadece sıradan bi izleyici olarak söylüyorum.
haluk bilginer ile ilgili bir şey söylemeden geçemeyeceğim. oyunculuğuyla, ses tonuyla beni kendine hayran bırakıyor. adam tirad yapmak için özellikle yaratılmış gibi.
senden ayrılmanın benim için ne derece korkunç hatta olanaksız olduğunu çok iyi biliyorum.
tıpkı artık beni sevmediğini bildiğim gibi.
biliyorum eski günlere dönemeyiz.
gerek de yok buna.
beni bir uşağın gibi bir kölen gibi yanına al.
ve hayatımıza senin istediğin gibi de olsa devam etmemize izin ver.
beni affet.