çağdaş ceza hukuku kurucusu cesare beccaria demiş ki: "bir cezanın, bir ya da birden çok kişi tarafından bir yurttaşa karşı uygulanan kaba bir güç, şiddet olmaması ve sayılmaması için, her şeyden önce kesinlikle herkese açık, çabuk, kaçınılmaz, belli koşullarda olabilir yaptırımların en ılımlısı ve en azı, suçların ağırlığıyla orantılı ve yasalar tarafından belirlenmiş bulunması zorunludur." ve hatta der ki: "insanlara, kendileri gibi olanları öldürme cüretini veren nasıl bir hukuktur?"
hukukta ceza, hukukçunun elinde, bilgisinde, vicdanında sınırlıdır.
o zaman bir de psikolojiye bakalım;
"ceza, davranışçı kuramda bir davranışın gelecekte tekrar ortaya çıkma olasılığını azaltan tepkidir." ve psikoloji'de ceza ilkelerinden biri de "cezanın şiddeti yapılan davranışlara uygun olmalıdır." şeklindedir. yani aşırılığa aykırıdır.
ceza felsefesi de der ki; ceza sonuçları bakımından değerlendirilmelidir. "iyi bir sonuç alınmayan cezadan ne anladım ki?" sorusunu sorar. iyi bir sonuç iki şekilde alınabilir; suçlunun ıslahı ve topluma kazandırılması, toplum vicdanının rahatlatılması. ayrıca ceza felsefesi her iyi sonuç alınan cezanın iyi bir ceza olup olmamasını da tartışır. yani "toplum vicdanını rahatlatacak olan" idam cezası gerçekten iyi(yerinde) bir ceza mıdır?
toplum demişken. sosyolojide ceza için şöyle bi inanış vardır; suçu toplum hazırlar, birey işler. senin de katkının olduğu bir suçta, suçu işleyene idamı verdik, sana napıcaz?