antalya

entry1960 galeri
    105.
  1. ilk gittiğimde elimdeki nesneyi yelpaze gibi sallayıp; 'arkadaşlar havayı boşaltmışlar' diye bağrındığım şehir.
    elimi kolumu sallayıp hava akımını hissetmeye debelenirken, arkadaşlarımın; 'fazla çırpınma hepten mahfolacaksın' diyerekten bana güldükleri şehir.
    sıcaktan ziyade ağır nem baskısı nedeniyle adamı heder eden şehir.
    sadece beş dakika oturulan koltuğa, terden mütevvellit kopyanızın yapış yapış çıktığı şehir.
    oturduğunuz yere deniz havlusu serip, kısa aralıklarla bunu değiştirmeniz gereken şehir.
    zaruri bir işiniz yoksa ve sabah saatleri dönmeye başlamışsa asla akşam olmadan dışarı çıkılmaması gereken şehir.
    bayılınacak ve nem kaybından ölünecek sıcaklıklara maruz kalmaya vücudunuzu alıştırmayıp ta kilimalı ortam kurduğunuz da ani sıcaklık değişikliğiyle bünyenin dengesini aptal eden şehir.
    eğer iki adım ötenizde değilse, plaja ulaşana kadar eriyip yok olma ihtimalini göze alamayıp, denize girmeyi boş verebileceğiniz şehir.
    yerlilerinin muhakkakiyetle yazın yaylalara kaçtığı, 'ohh bee iyiki yakında bu yaylalar var' dedirten şehir.
    nefes alınması hastalıklı bir işkence olup, insanın kendini kavanozda balık gibi hissettiği, solungaç sistemine geçilmesine ramak bırakan şehir.
    barları ve müzisyenleriyle istanbula taş çıkartan şehir.
    film festivaliyle dünyaya damgasını vuran şehir.
    ülkemiz sınırları içindeki en güzel parklara sahip şehir.
    baharları portakal çiçeği kokan şehir.
    deniz seviyesinde bir yerden çıkıp gittiğimde ve sahil boyu yürüyüşlerine alışkın biri olarak, falezlerin üzerinden, aşağıda salınan denize bakmaya alışmak ta zorlandığım şehir.
    en çok kale içini sevdiğim şehir.
    arkeoloji müzesi görülmeye değer şehir.
    genellikle yerli halkın lehçesini anlamakta zorlanılan şehir.
    selam verdiğiniz her iki insandan birinin turizm sektöründe çalıştığı şehir.
    v.s. v.s.
    sevilesi şehir.
    2 ...