"Bizim bu olaydaki (Dağlıca baskını) dehşet hatamız söylim mi size? Benim kesin bu tabur komutanlığından alınmam lazım bu hata üzerine. Ne biliyor musunuz; o Ramazan Yüce'nin o telsizin başına konulması. Adam kendi el yazısıyla zaten 'ben PKK'lıyım diyor. Biz onu alıp teröristlerin dinlendiği telsizin başına koyuyoruz"
şehit düşen bir üsteğmene ait günlükten bölümler okuyor; "Bugün var ya aşkım diyor, bu terörün bitmeyeceğine tekrar şahit oldum. Gözümüzün önünden 10 katır, 10 kişi geçiyor. Gidelim öldülerim diyoruz göndermiyorlar. Adamlar resmen gözümüzün önünden geçtiler. Neye kime hizmet ettiğimizi bilmiyoruz. ilk defa burada duruşumuzun boş olduğunu anladım."
"(Okumaya devam ediyor) O sabah sana demiştim ya, terörist ve dolu katırlar gördük bir şey yapamadık diye. Şerefsizler ellerini kollarını sallaya sallaya yüklerini boşaltıp geri döndüler. Ve biz yine bir şey yapmadık. Emir vermediler üstlerimiz. Yine 'gidelim' dedik, 'bırakın gitsinler' dediler. 'Başlarım böyle işe' dedik. Elimizi kolumuzu bağladık. Ne kadar saçma bir şey. Çıldırtık çaresizlikten. 10 tane adam vardı nereden baksan. Şerefsizleri paramparça ederdik. Manyak gibi durduk yerimizde."
"Bir kaç konuya çok üzülüyorum. O kadar üzerinde durduğum iki konu. Bu haksızlık ya insan lanet ediyor. Şu Ramazan Yüce ve şu tutukluk yapan silahlar. Vallaha 8 adama filan üzülmüyorum. s.. anasının a... O kadar koymuyor bana yani. Ama şi tutukluk yapan silahlar var ya. Öldürmek istedim o uzmanı orada. Adama üst üste Allah senin belanı versin dedim. ikinci gece bir daha yaptı tutukluk çünkü. Bir tane MG3 ya altı üstü. Ulan 10 tane mermi atsa yeterdi. Mutlaka bir ikisi isabet ederdi. Kader yaa. O anda aklıma topçuyu görevlendirmek gelmedi. Niye attırmadık ki oraya havan, top. Ama işte şamata koptu yaa..."