17 mayıs 2000

entry283 galeri video3
    39.
  1. Hayatımda sevincimden ağladığım ilk ve tek gün. Daha dün gibi hatırlıyorum o günü. Öğlen saatlerinde arkadaşımın babasının dükkanında oturmuş fanatik gazetesi mi neydi bir spor gazetenin yaptığı kıyası inceliyorum. Kıyas Hakan Şükür ile Thierry Henry arasında. Koca iki sayfayı buna ayırmışlar. Tabi ben çocukluktan gelen yabancı futbolcu özentiliğiyle Henry'e bakıp "ulan bu herifler akşama feci çükecek bizi" diyorum. Binbir türlü duygu arasında maç saatini bekliyorum ve en sonunda akşam oluyor maç başlıyor. Maçın başlarında pek inancım olmadığı için daha sakin izliyorum fakat dakikalar ilerledikçe ve Arsenal gol atamadıkça benim heyecanım daha da yükseliyor, bir "acaba?" duygusu oluşuyor içimde. Nitekim penaltılara gelindiğinde koşuyorum televizyonun önüne, diz çöküyorum. Dudağım titriyor, ağlamak üzereyim. Popescu geriliyor, ben de ruhen geriliyorum. O akşama dair hatırladığım en son şey, son penaltıdan sonra gözyaşlarımı tutamamam. Artık nasıl heyecanlandıysam çıktığımız turdan da bişeyler hatırlamıyorum. Aklımda kalan tek görüntü bağırarak koşan popescu, ellerini açmış yukarıya bakan fatih terim ve televizyon önünde diz çökmüş durumda ağlamam. 8 sene sonra bugün maçı tekrar izlediğimde yine gol pozisyonlarında heyecanlandım, taffarel kurtardıkça oh çektim. O derece işlemiş bilinçaltıma bu maç ki, 8 sene sonra bile gene tüylerim diken diken oldu, gözüm doldu. Sonradan tekrarlayamasakta hiç değilse övünecek, hatırlayacak, okuyacak bir mazimiz, başkaldırışımız var.
    3 ...