kendisine uzun boyundan ötürü hep bir imrenme duygusu beslemişimdir. istanbul'da da hep karşılaşmak istemişimdir, kendisiyle, konuşmak veya tanışmak için değil; sadece ve sadece boyumu onunla kıyaslamak için. bakırköy sokaklarında gezmişliğimde vardır sırf bu yüzden, eminim benden uzundu ama karşılaşamadık bir türlü...
bir sabah telefonuma gelen bir bildirimle öğrendim öldüğünü,nedendir üzülemedim. çünkü; bana ve inancıma bulunduğu saldırılardan ötürü içimi burkmuştu. ama içim öldüğü için sızlamadı da değil... garip bir yakınlık hissederdim kendisine ama bu sevgiden çok benzerlikten kaynaklı bir sıcaklıktı...
şimdi bakıyorum da üzülüyor insan, o da istemiyordur eminim şu an; keşke bu ideolojiye sahip olmasaydım, keşke insanların kutsalına dil uzatmasaydım diye, ama kader be tarık emmi...
ölümü hatırlattı bana kendisi, şimdi arkasından törenler düzenleyenlere kalkıp söylemek istediği çok şey vardır ama artık çok geç, fakat benim inancımda rabbimizden ümit kesilmez, herkes yaptıklarına çekecek elbette...