Buyurun cenaze namazına...
içkinin şiddetle yasaklanmış olduğu bir zamanda, gizli meyhanelerden birinde demlenen Bektaşi, salına salına giderken,
birdenbire tanıdık bir çehre ile karşılaşmış. Hemen samimi bir tavırla elini o çehre sahibinin omzuna koyarak, sormaya başlamış:
- imanım! Seni iyice gözüm ısırıyor. Acaba nerede gördüm? Fener deki Çardaklı meyhanede mi?
- Hayır. - Öyleyse, Tavukpazarındaki Küplüde.
- Hayır.- Eh, o halde mutlaka Uzunodalarda.
- Hayır.- Allah, Allah... bari söyle de meraktan kurtulayım.
- Her halde sen beni selamlık ettiğim zaman görmüş olacaksın.
Bektaşi, karşısındaki adamın Padişah olduğunu anlamış. Artık söyleyecek söz bulamamış. Hemen oraya sırt üstü yatarak:
- Ey ahali... ben kalıbı değiştiriyorum. Buyurun cenaze namazına.