mevsim kıştır. anneyle büyük alışveriş merkezlerinden birinde gezilmektedir.* eteği -abartısız- bir karış, ve azıcık daha uğraşsa kasıklarına gelecek olan, gayet rahat bir hatun, kolunda "ben erkeğim." diye gezinen bir herifle yanımızdan geçerler. ana-kız arasında, hatunu önce bir süzdükten sonra cesaretine hayran kalmak ve bir o kadar da şaşmak suretiyle, mini-etek-giyme-adabı muhabbet konusu yapılır.
bir kaç dakika sonra aynı çift ile yürüyen merdiven başında karşılaşılır. gerçekten o etekle o şeye binecek midir? öhööm, merdivene yani. evet efendim, binecektir, ve binmiştir de. bir sonraki basamakta iki tane delikanlı, diğer sonraki basamakta ise ana-kız; biz, aheste aheste yukarı çıkmaktayızdır. ve kısacacık diyalog önceki bu şepşeker insanlar arasında gerçekleşir.
yukarı çıkmayla daha da netleşen ve hatta tabaklaşan etek altı fotoğrafına daha fazla dayanamamıştır.
+ yok abi yok, ben bakamicam. dönüyorum ben arkamı. (dönmüştür.)
- ne bakmıyosun be. giyen giymiş, sen ne rahatsız oluyosun. *
+ ya öyle de. yok yok, bakamam ben. (anne ve olaydan hayli zevk alan kızla göz göze gelir ve gülümser.)
muhabbet annenin katılmasıyla daha da şenlenir.
* ne bakmıcakmışsın be oğlum? baksana rahatsız olan falan yok. böylesine bakmak lazım. o da bakın diye giymiş zaten. (kaşınan kaşınmalı hesabııı)
- değil mi ama? sonra biz ahlaksız oluyoz; bacaklarıma bakıyolar diye.
* e haklısınız. ben bile bakıyorum yani. hoş, biz bakmasak da gözümüze gözümüze sokmuş o sokacağını.
+ olsun ya, bakmiyim ben gene de.
ve helal olsun ki bakmamıştır. lakin çok şey kaçırmıştır. *