biraz da neşeli olduğunuzdan baba hasreti çekmezsiniz. insanlara söylemezsiniz babanızın olmadığını. gereksiz bir ayrıntıdır çünkü, "niye üzülsünler ki? boşu boşuna" dersiniz.
sonra babası ölünce ağlayan arkadaşlarınız olur. "benim de babam yok" dersiniz. teselli amaçlıdır aslında "seni anlıyorum" demeye getirirsiniz lafı. arkadaşınız sizi üzdüğünü zanneder.
oysa siz üzülecek kadar tanımamışsınızdır onu.
yüzünü bile hatırlamassınız.
birgün fotoğrafını görürsünüz, taşınırken, bir kutudan düşer.
anneye sorarsınız,
- bu kim?
gözleri dolar, taşıdığını bırakmaz arkasını döner, gider.
sonra daha dikkatli bakarsınız fotoğrafa. kendinize benzetirsiniz onu. "bana ne kadar da benziyor yahu" dersiniz safça, yüzünüzde bir gülümseme oluşur. onun babanız olabileceği bile gelmez aklınıza. öyle kopuksunuzdur ki baba kavramından.
amcalar ve halalar, yılda bir kez, bir haftalığına görülebilir. yaz tatillerinde.
onlarada sorulmaz. sorulamaz.
mutlusunuzdur aslında. "o olsaydı nasıl olurdu?" diye sorarsınız bazen ama sonra içinde olduğunuz duruma bakarsınız gülümsersiniz. dudaklarınız kıpırdar. "olsun"