Hiçbiri olmak istemezdim doğruyu söylemek gerekirse. Bazen hayret ediyorum. Çoğu şeye hayret ediyorum, kendime hayret ediyorum. En çok da içimde öldürdüğüm babama hayret ediyorum...
Yine doğruyu söylemek gerekirse babamı severdim. Sadece.. sadece bazen gözlerinin içine baktığımda kocama benzetirdim. Yani kocamın öyle olmasından korkardım. Hislerime güveniyorum ve beni yanıltmaz kolay kolay. Kanlı bir göz görsem asla yanılmam.
Belki hala korkuyorumdur. Zaten hayatta hep cesur görünüp korkan ben değil miydim?
Ağlamamanın güçlülük olduğunu sanıyor galiba etrafımdaki bazı insanlar. Ama aslında en çaresiz kişi hıçkırmayı beceremeyendir. Yine doğruyu söylemek gerekirse -bu gece zaten hep doğru söylüyorum- eskiden ağlardım. Mesela gözyaşlarının burnumun üzerinde izlediği yolu takip ederdim bazen de ona yol gösterirdim. Bu gece bir damla yaş geldi. Değişik bir duyguymuş çok sonradan ağlamak. Ama onun heyecanıyla sanki bütün olayı bozmuşum gibi hissettim kendimi. O yaşı da öldürdüm.
Kaç gündür çok katilim ben. Çocuklarımı öldürmeyi bile düşündüm. Ama sanırsam vicdanıma saygımdan bunu yapmadım. Evet, biraz bencilim de. Ulan diyorum annem vardı, annem şimdi gözümde kahraman. Önceden biraz da kördüm kabul ediyorum. Artık annem için daha çok dua edeceğim ve de kendim için. Çünkü korkaklar dua eder.
Aslında birgün savaşmayı denemiştim. O zamanlar çok ağlıyordum. Mesela şimdiki gibi gözlerim beynime kadar dolmuyordu. Mesela bir de artık yüreğim sızlamıyor. Bilmiyorum neden ama tüylerim diken diken oluyor. Elbet buna da bir bilimsel açıklama yapmışlardır lakin ben duygusuzluk diyorum. Çünkü duygu kalpte yaşanır. Benim bu yaşadığım duygusuzluktan başka bir şey değil...