ismail, yani şah ismail, yani hatayi, selime karşı savaşırken vurulur. yanılmıyorsam sol elinden ya da sol kolundan. yarasından kan akmaya başlar. ismail, kendisi de inanıyordur ki, mehdidir.
yani kanının akması olacak iş değil! ismail orada bir şaşırmak şaşırır; nasıl diyeyim, öyle bir şaşırmak hepimize nasip olsa. hiçbir koşulda sarsılmayacağından emin olduğumuz şu sünepe varlığımıza bir an için o kadar şiddetle uzak düşsek. bir an için ürpererek düşünsek ki, ya hu, yaradılmışların en mühimi ben olmayabilir miyim? belki benden daha kıymetli birileri vardır bu dünyada belki etraftaki her şeyden bu kadar çok yakınıp kainatın bereketini kaçırmak konusunda biraz daha eli sıkı davranabilirim. belki bütün hayatım ve ölümüm, kendimden başka kimsenin işine yaramayacak belki, benim bile işime yaramayacak birisiyim ben