islamiyetin sünni mezhebini yücelten ve bunu yaparken de yaşadığı dönemin padişahlarının , toprak ağalarının ve yabancı istilacıların kıçını yalayan esetorik burjuvadır . Konya ve civarında diğer tarikatlar gibi peydahladığı mevlevilik ve mevlevi dergahları ile islami mistisizmi kullanarak hem kendisini padişahlara , hakanlara ve toprak ağalarına sevdirmiş hem de dönemin ermeni ve rum halkına " gel vatandaş ister zengin gavur ol ister ezilen , sömürülen köylü ol " bizim burjuvazi sınıfına katıl , uslu ol , akıllı ol demenin yolu olarak kullandığı eşitlik , özgürlük ve adalet mistisizmi içerisinde halk içinde yer edinebilmiştir. Uydurulan semah gösterileri ile burjuvazinin görsel zevklerine hitap edebilmiş olan bu dinci muhterem resim sanatına da karşı çıkmamış ve islamiyet geleneğinden kopmadan dönemin ikona sevdalısı hristiyanları da kendi tarafına çekmeyi başarabilmiştir. Afganistan'da doğup Anadolu topraklarında burjuvazinin yalakalığını ve din olgusunun devlet olma adına olmazsa olmaz misyonunu , sömürülen halkın ve köylünün efendilere biat kültürünü ve bir yönüyle gayri-müslimler karşısında islam misyonerliğini hakkıyla yerine getiren külahlı beyimiz aynı platformda Babai( Baba ishak isyanı ) gibi saray ahalisinin ve toprak ağalarının feodal ve askeri burjuva sistemine karşı ayaklanmalarına öncülük eden ve bir anlamda gerçek eşitlik , özgürlük ve adaletin sömürülen köylü ve işçiler ve hatta askerler adına savunuculuğunu üstlenen Hac-ı Bektaşi Veli ve Yunus Emre gibi rakiplere de bir anti-tez olarak Anadolu Selçuklu Devleti , Abbasiler ve Moğol istilasından sonra ilhanlı gibi çeşitli burjuvazilerin sadık hizmetkarı olmuşlardır. Yavuz Sultan Selim alevileri asıp keserken acaba sevgi ve hoşgörü kelebeği Mevlana neredeydi diye sorarlar adama .
Günümüzde ise UNESCO önderliğinde 2007 yılında Dünya'da Mevlana günü olarak kutlamalar ile tekrar eski popülaritesine kavuşturulmaya çalışılan zat ve tarikatı Amerikan emperyalizminin ortadoğu'da yeni sömürü savaşlarının hızlandığı bir süreçte elbette radikal islamcılara karşı islamiyetin belirgin bir dinamik olduğu ülkelerde " ılımlı islam devletleri " projesinin bir kolu olarak tekrar aramıza hoş getirilmiştir. Kendisini ne kadar hoşbulacağımız ise meçhuldür.