Benzer kriz dönemlerinde bizlere istinaden yapılan eleştirileri dikkatlice takip etmiştik. Bizler eleştirilmekten muaf tutulmak isteyen, dokunulmazlıkları olan insanlar değiliz. Fakat eleştiri ile hakareti, suç ile mahkûmiyeti birbirinden ayırt edecek insanlarız.
Korumanız gereken bizler değiliz, biz kendimizi koruruz. Korumanız gereken çArşı geleneğidir.
çArşı kimsenin kapıkulu değildir.
O gelenek hepimize, hiç kimsenin tebaası olmamayı, sadece ve sadece Beşiktaş'ımıza tabi olmayı söyler.
Evet, Beşiktaş bugün çok kötü günler geçirmektedir. Her birinizin içinde bir kızgınlık, bir öfke olması doğaldır. Her birinizin içinde bir isyanı barındırıyor olması doğaldır. Bunu dile getirişinizdeki ahlak Beşiktaş'a yakışır olsun. Bu çerçeve içerisinde hareket eden hangi insanımıza ket vurduğumuz görülmüştür!
Evet, Beşiktaş bugün çok kötü günler geçirmektedir. Sebepleri de bellidir, sorumlularda bellidir. Çözümün yolu yordamı da bellidir.
Daha önce de dile getirmiştik;
Taraftarlar olarak işimiz yönetimsel sorunların bir parçası olmak değil, yönetimsel sorunların çözümüne katkı sağlayan, üreten olmaktır. Tavrımız ne yönetime bizim üzerimizden -taraftar yanımızda- diye politika yapma hakkı verir ne de tavrımızın bu oluşundan ötürü çArşı yönetimden yana denilebilir.
Tabeladaki sonuca göre hareket eden insanlar değiliz, olmadık, olmayacağız.
Geçmişten edindiğimiz tecrübeler vardır. Bugün hala geçmişin faturasını üstümüze yıkmak isteyenlerin kendilerine taşeron aradıklarını da biliyoruz.
Çok yakın bir geçmişte, yine yüzünü taraftara dönerek beklenti içine girmiş olan kimlik sahibi insanlar seçim günü ortaya çıkmamışlardır. Çok yakın bir geçmişte yapılan mali kongrenin kürsüsü herkese açık iken o platformu kullanmayı tercih etmeyerek sağda solda havaya konuşmayı yeğleyip, "çArşı hala neyi bekliyor?" demişlerdir. Birilerinin stepnesi değiliz. Bu tavrımızdır!
Beşiktaş'ımız için bedenlerimizi verdik ama ruhumuzu asla teslim etmedik, etmeyeceğiz!