küçükken cebime tuz alıp erik ağacına tırmanırdım. bir gün dala oturup erik yiyiyorum, çok yedim galiba dal çatırtt diye kırıldı, ben küt aşağıdaki dala oturdum. ulan düşsem belki ölürdüm çok yüksekti ağaç. karşımda dayı oğlu bana bakıyor. ben çaktırmamaya çalışıyorum ama korkudan ağaca sarılmışım. dayı oğlu dedi '' ulan kukla ağaç bile götünü bırakmıyor, sırasını savan dallar gidiyor, savan dal gidiyor '' dedi. ben halen titreyerek ağaca sarılıyorum. ulan ne gündü, o gün bu gündür zaten ağaçta erik yemem. dalı kırıp kaçıyorum hep.