ilkbahar gelince, sonbaharmış gibi, solan yapraklar gibi, hüzünlü kelimeler dudaklarında, titreyen elleri tutunmaya çalışan bir dal arar gibi sendelemek.
pencereden yansıyan solgun mum ışığı, acı dolu gözlerini tırmalar düşen takımın. "işte orada" diye bir ses yankılanır boş tribünlerde. "işte orada" şanlı mazimiz.
soyunma odasına giden boş koridorların yalnızlığına bürünür insan. "takır tukur" diye krampon sesleri vardır kulaklarında.