hasretinden prangalar eskittim'in önünde veysel öngören'le söyleşisinde “lisede karaladığım mısralarda daha çok edebiyat öğretmenimizi beğendirme çabası vardı. yani biraz haşim, biraz tanpınar, biraz tarancı ve çokça da acemilik.. bir süre sonra bu yazdıklarımın şiir olmadığına, gerçek şiirin bu kadar kolay yazılmaması gerektiğine inandım.. o günlerde asıl yaygın moda, orhan veli gibi yazmaktı. üstelik çok da kolay bir yoldu bu. biraz yaradılış gereği biraz da şiirin, gıdıklama, alay ve ucuz espri ile asla bağdaşmayacağına olan inancımdan, bu yola dönüp bakmadım bile. yaradılış gereği dedim, buna yaşayış tarzı ve dünya görüşünü de katmak gerek.”der.
liseden sonraki yıllarda, şiirinde toplumcu gerçekçiliğe yönelir; 1951 'de ankara cezaevi'nde yazdığı "sade radyolarda gamlı bir hava", "ben garip sen güzel", "öyle bir tuhafım bu akşamüstü" şiirlerindeki dizeler artık orhan veli'nin dize kuruluşuna benzemese de estetiğinin etkileri sürdürür.
şairin kendi şiirini bulma çabasının ipuçlarını ilk 1948'de "varlık"ın çıkardığı ve attila ilhan'ın düzenlediği antoloji'de yer alan "rüstemo" şiirinde buluruz. bu şiiri gerçekten ayrı bir sestir.
modan yaylasına eşkin almadan
maktela üzerinde sağımız
karbeyaz çermik dağları
solumuz kan kırmızısı fırat'tır
dört mevsim yeşildir orman
ve toprak çetin
baharları aşiretler iner dersim üstünden
sürü otlatır.
odunda
kömürde
pamukta
gönlü bir akarsu gibi alıp götüren
ırzdan ve ekmekten yana
bir kara sevdadır
yeşil murattır
ve bundan ötürü tutmuş dağları
ve almış yürümüş sulardan öte
kıl çadırlarda maceramız
yasak bundan böyle zulüm;
ve öşür
ve haraç
ve angarya
ve katil
ve şirkat
ve talan
ve küfür kıza kısrağa
yasaktır, emreder dağlar paşası
elinde, affetmez fransız üçlüsü...
gayrı malumunuz olsun halım
hayrola encam
malum ola
ayan beyan
dosta ve düşmana serencam
önce şeyhulislam fetva buyurur
katlim dört mezhepte vacip görülür
sonra saray ferman eyler
ve kaltak vurulur ordugahlarda
dar vakit yetiştin tatar ağası
bir elimde kana batmış hamaylım
bir elim derman eyler
dostooo
buncasına kavga demezsem
kızanlar idman eyler
hele sarılmasın dört bir yanımız
tamam cümle dağlar mevzi almıştır
ve yatmış pusuya patikalar
salavat getirir dağ dağ taburlar
narlı bahçe üzre kanlı bir akşam
gelen elçi değil
azrail olsun
anam avradım olsun kaçarsam.
*
kaçmadı da, 86 yıl önce bugün tanıştığı dünyada, hayatı boyunca, hecelerine düşürdüğü gibi fikriyatıyla da, odunda, kömürde, pamukta çalışanın yanında; öşüre, haraca, angaryaya, katle, şirkate, talana karşı durdu.
bizler de unutmadık kendisini, şiirleri şarkılarımızın güftesi, dilimizin destanı oldu.