ahmed arif

entry614 galeri video8
    471.
  1. hasretinden prangalar eskittim'in önünde veysel öngören'le söyleşisinde “lisede karaladığım mısralarda daha çok edebiyat öğretmenimizi beğendirme çabası vardı. yani biraz haşim, biraz tanpınar, biraz tarancı ve çokça da acemilik.. bir süre sonra bu yazdıklarımın şiir olmadığına, gerçek şiirin bu kadar kolay yazılmaması gerektiğine inandım.. o günlerde asıl yaygın moda, orhan veli gibi yazmaktı. üstelik çok da kolay bir yoldu bu. biraz yaradılış gereği biraz da şiirin, gıdıklama, alay ve ucuz espri ile asla bağdaşmayacağına olan inancımdan, bu yola dönüp bakmadım bile. yaradılış gereği dedim, buna yaşayış tarzı ve dünya görüşünü de katmak gerek.”der.
    liseden sonraki yıllarda, şiirinde toplumcu gerçekçiliğe yönelir; 1951 'de ankara cezaevi'nde yazdığı "sade radyolarda gamlı bir hava", "ben garip sen güzel", "öyle bir tuhafım bu akşamüstü" şiirlerindeki dizeler artık orhan veli'nin dize kuruluşuna benzemese de estetiğinin etkileri sürdürür.
    şairin kendi şiirini bulma çabasının ipuçlarını ilk 1948'de "varlık"ın çıkardığı ve attila ilhan'ın düzenlediği antoloji'de yer alan "rüstemo" şiirinde buluruz. bu şiiri gerçekten ayrı bir sestir.

    modan yaylasına eşkin almadan
    maktela üzerinde sağımız
    karbeyaz çermik dağları
    solumuz kan kırmızısı fırat'tır
    dört mevsim yeşildir orman
    ve toprak çetin
    baharları aşiretler iner dersim üstünden
    sürü otlatır.
    odunda
    kömürde
    pamukta
    gönlü bir akarsu gibi alıp götüren
    ırzdan ve ekmekten yana
    bir kara sevdadır
    yeşil murattır
    ve bundan ötürü tutmuş dağları
    ve almış yürümüş sulardan öte
    kıl çadırlarda maceramız
    yasak bundan böyle zulüm;
    ve öşür
    ve haraç
    ve angarya
    ve katil
    ve şirkat
    ve talan
    ve küfür kıza kısrağa
    yasaktır, emreder dağlar paşası
    elinde, affetmez fransız üçlüsü...

    gayrı malumunuz olsun halım
    hayrola encam
    malum ola
    ayan beyan
    dosta ve düşmana serencam

    önce şeyhulislam fetva buyurur
    katlim dört mezhepte vacip görülür
    sonra saray ferman eyler
    ve kaltak vurulur ordugahlarda
    dar vakit yetiştin tatar ağası
    bir elimde kana batmış hamaylım
    bir elim derman eyler
    dostooo
    buncasına kavga demezsem
    kızanlar idman eyler
    hele sarılmasın dört bir yanımız
    tamam cümle dağlar mevzi almıştır
    ve yatmış pusuya patikalar

    salavat getirir dağ dağ taburlar
    narlı bahçe üzre kanlı bir akşam
    gelen elçi değil
    azrail olsun
    anam avradım olsun kaçarsam.
    *
    kaçmadı da, 86 yıl önce bugün tanıştığı dünyada, hayatı boyunca, hecelerine düşürdüğü gibi fikriyatıyla da, odunda, kömürde, pamukta çalışanın yanında; öşüre, haraca, angaryaya, katle, şirkate, talana karşı durdu.
    bizler de unutmadık kendisini, şiirleri şarkılarımızın güftesi, dilimizin destanı oldu.
    8 ...