Şu bok çukurunda belki de kendime en yakın hissettiğim şey bu parçaların sözleri. Nur içinde yat üstad.
Çok seversin karşılığını alamazsın biraz bunalım, biraz alkol sonra devam,
Seversin, karşılık da alırsın, sonra aldatılırsın, ite kaka bi şekilde yine devam,
Ya da ne bileyim cebin dolu değildir yine bunalırsın; küfreder, kahrolursun, ufak şeylerle de olsa mutluluğu tadıyorsundur, yine devam...
Öyle bir bok sarmalına girdim ki çıkamıyorum. Bir insanın hayatı bu kadar ters gider mi?
Hadi gidiyor diyelim en yakınındakilerden başla hiçbirisinden de takdir, yardım görmez mi insan? Ama ben biliyorum, başta al sorumlulukları genç hatta çocuk yaştan itibaren ondan sonra "zaten bu garanti bunla ilgilenmeyelim baksana ne kadar düzgün" desinler.
Erişkin bir birey ol yine aynı bok, "tamam canım bu olgun biri ne güzel insan" desinler ancak, bunu içlerinden geçirip sana karşı bi koz olarak kullansınlar. Takdir görme, takdirini sikeyim, saygı bile görme, aksine şımarıklık gör, tepene binsinler.
Yalnızlık denen orospu çocuğunu sapına kadar yaşıyorum. Yetmezmiş gibi her türlü bela, dert, tasa üstüme çullanıyor.
Atalay filiz denen kahpenin evladı, tez bul beni. Ya ben seni sikerim, ya sen beni sikersin. Sen beni sikersen kurtulmuş olurum bu lağım çukurundan, iyi olur, ben seni sikersem kahraman olurum en azından ilgi açlığım diner, bu da iyi bir şey. Hiç olmadı beraber, suriye'de şehit olmak için plan kurarız, kesin lojistik desteğin vardır senin.