sultan mahmut, yolda gördüğü bir çocuğa bir altın verdiğinde, çocuk onu almamış. sultan, büyük bir merakla bunun sebebini sorduğunda, çocuk:
- sultanım! annem ve babam bu altını gördüklerinde, "onu mutlaka çaldın" diyerek bana kızarlar.
sultan mahmut:
- o zaman kolayı var, diye yol göstermiş. "bunu bana padişah verdi." dersin.
çocuk:
- hele o zaman hiç inanmazlar, diye atılmış.
"eğer padişah verseydi, bu kadar az vermezdi." derler.
sultan mahmut, çocuğun bu inanılmaz zekasını bir kese altınla ödüllendirir.
yolunacak kazın hikâyesi...
kolay para kaptıranlar için, yolunacak kaz gibi adam, deriz. acaba bu deyim ne zamandan beri kullanılıyor hiç düşündünüz mü? rivayete göre hadise ıı. mahmut zamanında olur. sultan, zaman zaman yanına bir iki görevliyi alarak tebdil-i kıyafet eyleyip halkın arasına karışır, bizzat incelemelerde bulunurmuş. yine bir gün iki görevliyi yanına alarak sirkeci?ye gelir. bir kayığa atlayıp beylerbeyi?ne geçerler. kayıkçı ihtiyar ve tecrübeli biridir. muhtemelen sultan ile daha önceden tanışmakta ama sultan?ın yanındakilerle ilk defa görüşmektedir. yolculuk esnasında padişah kayıkçıya sorar:
baba, 32 ile aranız nasıl?
ihtiyar hemen cevap verir:
32yi 30 vuruyorum, 15 çıkıyor.
padişah devam eder:
son zamanlarda hırsızlar artmış deniyor, senin evine de hırsız girdi mi?
iki ay kadar önce evime bir hırsız girdi. bugünlerde birisi daha dayandı ya! bakalım ne olacak?
babalık, sana iki besili kaz göndersem yolabilir misin?
elbette, ruhları duymaz, cascavlak ederim alimallah!
sultan sandala bir kese altın bırakır ve karaya çıkarlar. sultan'a eşlik eden iki görevli bu konuşmadan bir şey anlayamaz. ertesi gün, meraklandıklarından fırsat bulunca sirkeci'ye gidip yaşlı kayıkçıyı bulurlar.
baba sen dün beylerbeyi?ne üç yolcu götürmüştün değil mi, derler.
evet.
onlardan ikisi bizdik, seninle konuşan da padişahımız hazretleriydi.
bir hatamız mı oldu ağalar?
hayır, bir hatanız olmadı. lakin konuşmayı merak ediyoruz. pek anlayamadık da!
canım, gizli sırları ifşa mı edeyim şimdi?
hâşâ! ancak?
ihtiyar nazlanırken, ağalardan biri bir kese akçeyi ihtiyarın avucuna sıkıştırıverir. ihtiyar konuşmaya başlar:
sultanımız bana sordu 32 ile nicesin! yani ağzında 32 dişin var. yeme içme işleri nasıl? evinin geçimini temin edebiliyor musun? ben de ay 30 gün ama ben 15 gün iş bulabiliyor, çalışabiliyorum, dedim.
peki hırsızlar çoğalmış, deyince ne demek istedi sultanımız?
bakın, der ihtiyar, bu kadarcık açıklama yeter. gerisini söylemeyeyim.
ihtiyarın nazlandığını gören diğer ağa da bir keseyi çıkarıp ihtiyarın cebine koyar. bunun üzerine ihtiyar devam eder:
sultanımız, son aylarda hırsızlar çoğaldı, sana da gelen oldu mu, deyince ?kaşık hırsızlarını? kastetmişti. son zamanlarda evlenmeler arttı. evlere gelen gelinleri kastettiğini anladım. benim oğlumun biri yeni evlenmişti. bir diğeri de nişanlı idi. cevabımdan ne demek istediğimi sultanım anlamıştı. ihtiyacım olduğunu ima etmiştim. sonra üçüncü sualini tevcih ettiler.
üçüncü sualinde neyi kastetti sultanımız?
ihtiyar hafifçe doğruldu ve:
aman efendim kerem buyurunuz. padişah efendimiz sana iki besili kaz göndereceğim. sen onları yolup ihtiyacını temin edersin, dedi. ben de sizi göndereceğini anlamakta gecikmedim, dedi.
iki görevli şaşkın bir şekilde birbirine bakakalır. derken, bu hadise halk arasında meşhur olur ve kolayca para kaptıranlar için yolunacak kaz deyimi kullanılmaya başlanır.