Bitmiş cips ambalajları, kullanılmış bardaklar, çalışılmamış ders notları, bayatlamış bisküviler ve sigara külleri ile kaplı masamın üzerinden sigara paketimi aldım. Son dal sigaramı çıkarıp dudaklarımın arasına koydum. Boş sigara paketimi buruşturup pis ve dağınık masamın üzerine fırlattım. Kullanıp bir kenara attığım sigara paketim, sürtünme kuvvetine meydan okuyup masanın üzerinden kaydıktan sonra masanın üzerinden düşüp yer çekimine yenik düştü. Tıpkı bazı engelleri aşıp bazılarında tökezleyen insanlar gibiydi. Hatta bu insanlarda kullanılıp bir kenara atılan insanlardı. Dudaklarımın arasında duran sigaramı ateşe vermek istedim. Hatta bütün masayı ateşe verip sigaramı masanın alevi ile yakabilirdim. Masanın alevini nasıl söndürebileceğime dair hiçbir fikir yoktu aklımda. Yani en azından sigaram bitene kadar böyle bir çaba içine girmeyeceğim için bu fikirden vazgeçtim. Aslında masayı nasıl ateşe vereceğime dair de hiçbir fikrim yoktu. Çakmağımı bulamıyordum. Dudaklarımın arasına sıkıştırdığım sigaramı sağ kulağımın arkasına aldım. Yağlı cips ambalajları, sigara külleri, çalışılmayı bekleyen ders notları arasında elimi gezdirip çakmağı arıyordum. Bayatlamış bisküvilerden elime gelen birini alıp ağzıma attım. Gerçekten bayatlamıştı. Gün gibi ortadaydı bisküvilerin bayatlamış olduğu. Peki çok mu açtım? Sadece bisküvilerin bayatlamış olduğuna kendimi gerçekten inandırmak istiyordum. inanmıştım. Ağzımı tadının bozulduğuna değmiş miydi? Neyseydi. Ders notlarının altında kalan çakmağımı buldum. Kulağımın arkasına koyduğum son dal sigaramı dudaklarımın arasına alıp çakmağı çaktım. Sigaramı yaktıktan sonra uzun bir nefes aldım ve televizyonun karşısındaki koltuğa oturdum.