türk gelenekleri

entry37 galeri
    28.
  1. Bursa'da Doğum Gelenekleri
    Oğlunu veya kızını evlendiren her anne ve babanın ilk düşünceleri torunlarını kucaklarına alıp sevmektir.
    Evlatlar anne ve babalarının nurudur bu nuru daha da parlatan ise; torunlarıdır.Onun için kız ve oğlan evini kızlarının veya gelinlerinin hamilelik haberini almak çok mutlu eder. Bursalıların yaşamında en hakim duygu edeptir. Hamilelikte bu edep duygusu dolayısıyla 2-3 ay saklanır, sonraki günlerde, özellikle büyüklerin yanında büyümüş karınla görünmemeye çalışılırdı.

    Hamilelik anlaşılıp aşikar olunca, gelecek torunun cinsiyeti merak edilmeye başlar. Sedir üzerindeki minderlerden birinin altına makas diğerinin altına bıçak konulur.Hamile hanım çağrılır ve oturtulur.Altında makas olna minderin üzerine oturursa doğacak çocuk; kız, bıçak olana oturursa erkek olacağına inanılır. Ayrıca hamile hanımın yüzü lekelenip, çil basarsa; kız, gelin güzelleşiyorsa erkek geliyor denilir. Hamilenin karnı, kalçalara doğru yaygın olursa; kız, öne doğru sivri olursa, erkek beklenir.

    Doğum yaklaşırken bebekle ilgili hazırlıklar yapılır. Çarşıdan ceviz ağacından yapılmış bir beşik alınır veya aileden kalma varsa o hazırlanır. Dört köşesi işli kundak, pamuklu kumaştan zıbınlar, yine pamuklu kumaştan kapitoneli beşik iç örtüsü, üç köşe büyük bir bez ve üçgen ara bezleri de hazırlanır. Ailenin ekonomik durumuna göre hazırlıklar yapılara doğum beklenir. Eskiden doğumların %90'ı evde ebeler tarafından yapılırdı. Ailenin yaşlılarından biri veya ikisi ebenin yanına yardıma girer;

    "gelid bir akkuş kanadı ile revan
    şiddetle arkamı sıvadı heman
    doğdu ol sultan-ı din
    nura gark oldu semavat-ı zemin"
    misali gelin yatağa oturtulur arkasına bir hanım geçer hem destek olur, hem sırtını sıvazlar.Bu arada karyolanın ayaklarına bir yorgan bağlanır, sırım gibi kıvrılarak gelinin eline verilir doğum esnasında kuvvet alması sağlanır.

    Bursa'da doğum ile ilgili pek çok inanış vardır. Eskiden hocaların getirdiği "kan taşı" denilen, üzerinde Arapça yazılar bulunan kırmızı cam bir kolyeyi doğum yapacak kadının boynuna takarlar böylece doğumun kolay geçeceğine inanırlar.Ayrıca cam kolyenin parçalarını bir gömlek yakası üzerine dikerler. Gömleği aynı inanışla doğum esnasında hamile hanıma giydirirlerdi.

    Ebe hanıma değerli bir yüzük hediye etmek adettendi. Zengin ailelerin hediye ettiği yüzük zümrüt taşı olurdu. Ebe bebeğin göbeğini keserken bebeğe bir isim koyardı Buna "Göbek Adı" denirdi. Bu gelenek hala devam etmektedir. Lohusaya al basmaması için saçına veya elbisesine al bağlanır. Hummay-ı Nifasi (lohusa humması) ateşli bir hastalık olduğu için lohusanın yüzü kızarır, buna "al basma" denir.Gelen misafirlere lohusa şerbeti ikram edilir. Bebeğe nazar değmemesi için nefes almasına engel olmayacak bir yüz örtüsü örtülür.

    Doğumdan 40 gün sonra "kırk uçurma " veya "kırk kaçırma" denilen geleneğe sıra gelir. Adet üzerine kuru köfte, dolma, börek gibi yemekler yapılır, eş dostla hamama gidilir bebek yıkanırdı. Adet gereği ayva götürülür ve bebeğin ileride terinin kokmaması için vücudu tuz ile ovulur, yıkanırdı. Doğum geleneklerinde dinsel törenler yapılırdı. Çocuğun ve annenin mutlu, sağlıklı yaşaması için mevlit okutulurdu. Mevlit dolayısıyla çocuğu daha önceden görmeyen eş-dost çocuğu görmüş olurlar, böylece hediyelerini de takmış olurlar. "Allah analı babalı büyütsün" dilekleri dilenir ve çocuk dünya sahnesinde yerini alırdı.

    Geleneğin Anlatmak istediği:
    Hamile olan bayanın hamileliğini saklama nedeni vücudunda olan değişimlerden utanması olabilir. Bu ergenlik dönemine giren genç kızların vücudunda olan değişimleri saklamaya çalışması veya utanmasına benzetilebilir.Her ikisi de insan vücudunda olması doğal olaylardır. Bu nedenle ki hamileliğin ilerleyen günlerinde, hamile olan bayan da, ailesi de bu duruma alışır ve güzel yanı olan çocuğun cinsiyetini tahmin etmeye çalışırlar. Teknolojinin henüz ilerlememesi nedeniyle, tıbbı yönden çocuğun cinsiyetini öğrenemediklerinden kendi yöntemlerini oluşturmuşlardır. Makas koyulduğunda kız olması belki de kız çocuğunun el işlerinde hamarat olmasından, becerikli olacağından dolayı onun belirteci olmuştur. Bıçağa oturduğunda erkek olması ise, mert, yiğit iyi bir asker olmasının göstergesi olabilir.
    Çocuğa yapılan hazırlıklar kadar normal bir durum yoktur çünkü her yeni olacak çocuğun kıyafetlere, yatağa ihtiyacı vardır. Tabi ki aileside imkanlarının el verdiğince bebeklerine en iyisini yapmak ister.Doğumların ebeler tarafından yapılması ise; maddi imkansızlıktan ve insanlarımızın bilinçlendirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Doğum olurken söylenen dörtlük; hem gebeyi rahatlatmayı amaçlar hem de doğum için dua niteliğindedir.
    Bir hocanın getirdiği "kan taşı" ise, gebenin moralini düzeltir yani onu doğumun kolay geçeceğine inandırır.
    Ebe hanıma yüzük hediye edilmesi de emeğinin karşılığıdır. Aileler ebeye teşekkür mahiyetinde bu yüzüğü takarlar. Lohusaya al basmasıyla ilgili aslında bir çok efsane vardır. O dönemde lohusa yalnız bırakılmaz, doğa üstü güçlerin göründüğüne inanlılır. Bunun nedeni ise; aslında biyolojik olarak açıklanabilir.Doğum yapan bir bayan zorlu bir dönemden geçmiş ve bilinç altındaki baskı aynı zamanda ateşin etkisiyle halüsinasyon görmeye başlamıştır. Fakat eski dönemlerde bu doğa üstü güçler ile açıklanmıştır.
    Çocuğun kırkı doğduğunda evden çıkartılıp hamama götürüldüğünde ayva götürülme nedeni, emin olmamakla birlikte şu olabilir; ayva birçok hastalığa iyi gelen meyvedir, belki de çocuğu hastalıklardan korumanın simgesi olabilir. Ayva suyu mide ülserine iyi gelmekte, dimağı kuvvetlendirmektedir. Göz beyazı, göz kapak ve kirpiklerinin iltihaplanmasında faydalıdır. Ayva meyvesi üzerindeki tüyler kanayan yere konursa kanamayı durdurur ve bunun gibi birçok hastalığa iyi gelmektedir.
    Çocuğun terinin kokmaması için tuzlanma nedeni "tuzlayayım da kokma" deyimiyle ilişkili olabilir. Sonuç olarak doğum yapmak zor olduğu gibi çocuk doğduktan sonra yapılan hazırlıklarda onun kadar zor ama zevkli, eğlencelidir. Bu gelenekler bazı değişikliklerle başka yörelerde de görülmektedir.
    2 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük