keşke ben büyümeden, aklım ergin olmadan ölseydi de bana bu yüklü acıyı vermeseydi dediğim son. altlı üstlü oturuyorsanız eğer bir başka yakın olursunuz, hiç ismimi söylemezdi hep aslanım derdi. üniversite birin yaz tatilinde memlekete bir gidiyorum ki 100 kiloluk dedem, 60 kilo olmuş kansere yakalanmış fakat benden saklamışlar. kafadan kalpten vurur koyar geçirir oturtur ve ileri derecededir artık gün sayımına başlanır. ilk zamanlar yanına gidip bakamazdım, ama zamanla alışıyorsunuz. hiç ölmyeceğini sanıyordum, son anlarında bile bir ihtimal yaşayacak diye bakıyordum, taşı sıksa suyunu çıkaracak adam, tuvalete gidemez hale geliyor ya o çok koyuyor adama.son nefesini verirken görmek istedim an an gözlemledim. toprağı bol olsun... ne demiş nazım '' yirminci yüzyılda ölüm acıları en fazla bir yıl sürer''. hep akla gelince hüzünlenilse de, zaman unutturuyor.