çanakkale

entry607 galeri video3
    356.
  1. günaydııın! şahane bir güne uyandık hayatın getirdiklerine götürdüklerine şükrederek başladık yine.. bu kabulleniş duygusuna, sükünete bayılıyorum.
    çanakkale'deydik hafta sonu unutmadan detaylandıralım gitmek isteyenleri de heveslendirelim. tekirdağ üzerinden gittiğimiz için önce şehitliğe uğradık. belediyeler çalışıyor maşallah türkiye'nin dört bir yanından akın akın yurdum insanı geliyor. gezi olsun diye gelmişler ama olsun. o çöpler, o selfiler kendini belediye parkında piknikte sanıyor insanlar. zaten onların amacı da çok çok başka. ondan sonra o tasarım, o mezar mermerleri ya ben bu işi bilmiyorum ya da kritik verecek değerde bile değil yapılan anıtlar. bu mu bizim minnetimiz? bir ülke, bir medeniyet kurtarmış bu insanlar..
    tanıtım merkezine giriyorsunuz bir harita, bir yönlendirme bile yok. türk işi işte gelişi güzel her şey. bu ana kadar ben hiç mutlu olmadım gördüklerim de kültürel bir seviye yoktu çünkü muz kabuğunu yiyip kenara atan teyzeler beni uyuz ettiler. poşet açacaktım açlıktan ölmüşler hepsi tosun gibi zor yürüyen nineler.
    baya gün batmaya başladı ama biz de pes etmiyoruz. anzaklıların mezarlarını da ziyaret ettik. allahım böyle düzen yok sanırım, her mezarın başındaki çiçekle ayrı ayrı ilgilenilmiş taze sulanmış. çöp kavramı galiba lugatlarında yok insanların. her şey çok sade ve düzenli. ne bu gavur özentiliği de diyebilirsiniz. keşke hep böyle şeylere özensek. hepimiz özenti olsak. belki azıcık bulaşır..
    oradan conkbayırına çıktık. hayatımda gördüğüm en güzel doğal manzara. o vadi, o denizle karanın kavuşması, sarılması, o denizin ihtişamı, o güneşin cilveli halleri ben oraya aşık oldum. aldığım duygu muhteşemdi. tabi yine le le leey teyzeler vardı ama alan büyük olduğu için onlardan uzak durdum. hava karardı zaten.
    sonra feribota binip çanakkale'ye geçtik. gecelere mi aksak diye düşünürken. yemek yemeye bile takatimiz kalmamıştı aslında. otele gittik. ben de normal bir oda bekliyorum. içeri bir girdim deniz manzarası, balkonu, oturma odası ayrı yatak odası ayrı jakuzili bir oda ve karşımda dur yolcu... bu gece çok özeldi.
    sabahına sağlam bir kahvaltıyla başladık, domates reçelini özellikle tatmamı istedi oteldeki personel. tadını sevdim. sonra yine yola koyulduk. bu sefer istikamet truva antik kent. hep okuduğum, hayalini kurduğum yerleri canlı görmek dokunmak da ayrıcalıktı. oradan bozcaada feribotuna yetiştik. yolculuk yarım saat kadar sürüyor. ada uzaktan kara kuru ıyy nereye gidiyoruz havasında gittik. ama ayak bastıktan sonra adada bir şenlik havası var. türk rum karışımı bir kültür. butik otelleri, daracık sokakları, denizi, havası, mekanlarına ben bayıldım. ufak tatillerin adresini buldum.
    oradan yine çanakkaleye döndük. aynalı çarşı, deniz müzesini gezdik sahilde yemek yedik. sonra yine feribot güneş batmamıştı bir çılgınlık edip yine conkbayırına çıkalım mı dedik.
    önce anzak koyuna uğradık. sessizce çimenlere uzandık. hayaller kurduk.. conkbayırına çıkıp atamızla vedalaştık.
    eve dönüş başlasın dedik ve kaç saatte geldik bilmiyorum zaman kavramım kayboldu çünkü. avaz avaz şarkı söyledim sonra uyumuşum. gözlerimi açtığımda kapının önündeydik.
    çanakkale gezimiz güzeldi. oyle uzun uzun plan program yapmadık. iki gün önceden hadi dedik ve yaptık. hayat uzun uzun plan yapmaya, beklemeye gelmiyor. bu gün yaşayın, bu gün söyleyin, bu gün çıkın gidin.
    kendinizi iyi hissedeceğiniz yerler sizi bekliyor.
    1 ...