yaşar kemal

entry448 galeri video2
    334.
  1. istanbul sosyetesinin halk türkülerine merak saldığı günlerdir. ruhi su henüz ortalarda yoktur. aşık veysel'i istanbul'a getirirler. kendisine özgü meydan sazına benzeyen kocaman bir sazı vardır. tezeneyi kullanışı, tellerinden sesler çıkarışı kimseye benzemez farklı bir üslubu vardır.

    ahmet kutsi tecer'in keşfettiği aşık veysel istanbul'a getirildiğinde yaşar kemal'e emanet edilir. aşık veysel yaşar kemal'e "aşık", yaşar kemal aşık veysele "veysel" diye seslenirdi.

    bir gün rıfat ılgaz, yine bir öğle vakti sirkeci tramvay sokağı'nın arkasında bir lokanta'da içerken gözü tramvay durağına takılır. tramvay kalktı kalkacak yolcular telaş içerisinde yetişmeye çalışmaktadır.

    rıfat ılgaz, bir bakar ki cağaloğlu yokuşunda aşağı iki yolcu tramvaya doğru koşmakta. biri diğerinin koluna girmiş, koluna girilen yaşar kemal, koluna giren aşık veysel... hemen yerinden fırlar, tramvaya koşanların yanına gider.

    "nereye gideceksiniz" diye sorar yaşar kemal'e. "şişli'ye. veysel saz çalıp türkü söyleyecek orada." rıfat ılgaz bir kalabalığa bakar bir tramvaya.. "yahu atlayın bir taksiye gidin. veysel'i dinleyecekler nasıl olsa parasını da verirler." yaşar kemal'in en yoksul dönemleridir. cebinde parası olmadığı için söylenenlere aldırış etmeden tramvaya koşmaya devam ederler. ve yetişirler.

    rıfat ılgaz, lokantaya döner ve masaya yumruğunu vurur. lokantanın duyacağı bir biçimde dışarıyı işaret ederek bağırır.
    "bakın bakın, şu allah'ın işine bakın. iki kulunu tek gözle nasılda koşturuyor."

    ekleme: aşık veysel görme engelli. yaşar kemal'inde bir gözü görmemektedir.

    ot dergisi 39. sayı alıntısıdır.
    6 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük