londra

entry334 galeri
    46.
  1. ne var bu şehirde: düzen, kurallar, tersten akan trafik, daracık caddeler, o dar caddelerde hayvan gibi otobüsü hiç bir yere çarpmadan sürebilen göçmen otobüs şoförleri. cuma'dan başlayıp, cumartesi sabahlarına kadar içen, barlarda dağıtan ingilizler. sabahın ilk ışıklarıyla birlikte ellerinde biralarıyla amele pazarında iş bekleyen polonyalılar.

    fish (wings) and chips'lerini otobüste büyük bir iştahla yiyen yemekleri bittiğinde parmaklarını bi güzel yalayıp kutuyu * da olduğu yere bırakan zenciler *. otobüste sesi dışarı vererek kulak siken bir şekilde gubidik gubidik müzikler dinleyen polonyalı ve karaipliler. telefonda bağıra bağıra konuşan şapşal ingiliz kızlar.

    şehrin kenar mahallelerinde birbirinden dandik fish and chips dükkanlarına sahip somalililer, etyopyalılar. hackney, dalston, haringey gibi semtlerde kimi güzel kimi de boktan kürtlerin işlettiği kebap shop'lar. görüldüğü kadarıyla yüzde 80'ini türklerin (kürtlerin) işlettiği off-licence'lar.

    iki de bir türk silahlı kuvvetleri*'ni protesto için london bridgeten bilmemne street'e kadar yürüyüş düzenleyen pkklılar. kürtlerin nevruz bayramı!!! nı kutlamak için gazetelere ilan veren ingiliz belediye başkanları.

    sokaklarda (özellikle büyük metro girişlerinde ve belli başlı yerlerde) bedava dağıtılan london lite, the london paper, city am, city pm ve metro gazeteleri.

    çift katlı kırmızı otobüsleri, minicab, comfortcab ve rickshaw'ları. eski ama şehrin neredeyse her tarafına uzanan bir kaç katlı metrosu.

    zengin semtlerinde yalnız süt beyazı ve sarı saçlı insanları şehrin dışına gidildikçe zenci, japon, arap, koreli, bulgar, polonyalı, türk, paki, sudanlı şeklinde uzayıp giden göçmen skalasıyla.

    bir acaip şehir bu londra.

    yoksa soruyu şöyle mi sormamız gerekirdi: ne yok ki bu şehirde...
    13 ...