ısınan laptobu pencereyi açarak soğutmak gibi postmodern bir salaklıkla lokman hekim in ayağını sıcak tut, başını serin tavsiyesini uymayarak batı özentisi bir hayat tarzı içerisinde osuruktan nem kapan ve modern hayatın içine girmiş şaşkalozların düşünüp içinden çıkamadığı horoz ve yumurta paradoksundan daha da önemli bir şeymişçesine kendi dehlizlerinde kaybettiği ışığı kişisel gelişim kitaplarında arayıp bir kez bile bedri rahmi eyüboğlu okumayıp hep başkalarına caka satmak ve starbucks ta bi kahveye o kadar para verip asgari ücretlinin o kahve için kaç saat çalışması gerektiğini bile hesaplayamayan ot beyinlilerin tek bir gül bile koklamayıp güllü güneşli şiir yazmaya çalışırken burna kaçan haşerenin yarattığı panikle lavaboya koşup kendi suratına bile tüküremeyen egosu şişik insancıkların goethe ile faust u bile ayıramayan zırcahillikleri karşısında kendisini dağlara taşlara atmak gibi bir düşünceyi facebookta paylaşmanın anlamsızlığı karşısında hayretler içinde doğan güneşi seyretmek varken bu hayatta, gerçek sevgi nedir ve onu nasıl bulabiliriz sorusuna internetten cevap arayan ahmaklar sürüsünün dedelerinin çeşme başında aşık oldukları o saf, temiz ve masum anadolu kızlarının taşıdıkları su testisinin ne kadar hoş bir anı olduğunu önemsemeyip küçümseyenlerin günümüzde temiz ve doğal kaynakları sorunu dünyamızı tehdit ederken yalnızca 6 lı halde satılan maden suyu mucizesine tamah etmemeleri sonucundan insanları ikilemlerde bırakan ve gitikçe az kullanılan ikircik sözcüğünün aslında kararsızlık ve şüphe olduğunu bilip hiç kullanmayan ve hayatında uçakta hiç yolculuk yapmayan ve facebook kullanmayan ancak hesap makinasını ustalıkla kullanan dahilerin gulyabaniden korkması ile gün yüzüne çıkan karanlık odada bilgisayar kullanmanın gözlere zararını göz ardı etmemek gerektiğinden pek te bir amacı ve içeriğinin bulunmadığı hususunun altını mavi fosforlu kalemle çizerek önemini vurgulamak gerekiyor.