tibet türk ilişkileri

entry1 galeri
    1.
  1. Tibet-Türk ilişkileri

    Çin ve Arap kaynaklarında Türkler ve Tibetliler arasındaki ikili ilişkilere özellikle değinilmiştir. Bu kaynakların bazılarında olaya yalnızca ikili ilişkiler boyutunda bakılmamış, Tibetlilerin Türklerle akraba olma olasılığı üzerine dahi birtakım yorumlar yapılmıştır. Elliot Sperling‘den öğrendiğimize göre 734 yılında Tibetliler ‘Dronmalön‘ adlı prenseslerini Göktürk kağanı ile evlendirmişlerdir.[2] Türk kağanlarının Çin’den zaman zaman prenses alıp evlendiği sıklıkla bilinse de bir Türk kağanının Tibetli bir prensesle evlenmiş olduğu pek dile getirilmemiştir. Bu durum, kültürel ve siyasi ilişkiler açısından önemli bir veri oluşturmaktadır. Marvin C. Whiting‘ın aktardığına göre ise bir dönem Çin’e saldıran Arski Türkleri ‘Nizuk irkin‘ adlı bir liderin komutasında birleşmişlerdir. ilginçtir ki, Whiting‘e göre bu komutan ‘Tibetli Tegin Bolu‘dur.[3] Bu ismin Türkçe olduğu açıkça belli olmaktadır. 10. yüzyılda Gazne Devleti’nin başında Böri Teginadlı bir Türk sultan bulunmaktadır. Ayrıca Cengiz Han‘ın oğullarından birinin ismininBörü Tigin olduğu bilinmektedir. Tibetlilerin dönem dönem Türklerle birleşerek Çin’e akın yaptığı da bilinen bir durumdur. “Islam and Tibet: Interactions Along the Musk Routes” adlı eserde ise Tibetlilerin Türk olan kutrigur (Dokuz Oğuz/Uygur) iç içe yaşamış olduğu ve hatta Tibetlilerin aynı zamanda Türk olduğu ve liderlerinin de ‘Tibet Kağanı‘ ünvanına sahip olduğu bilgisi aktarılmaktadır.

    Andre Wink‘in aktarımından anlıyoruz ki, Orta Çağ Müslüman yazarlarına göre Tibetliler ve Türkler birbirine oldukça benzemekte ve iki kavim arasındaki farklılıkların anlaşılabilmesi onlara göre o kadar da kolay olmamaktadır. Bu yazarlara göre Türkler ve Kuzey Tibetliler Bronz Çağı’ndan itibaren aynı Orta Asya pankültürel alanına dahildirler. Bu dönemde dikilitaşlar ve arkeolojik değere sahip diğer bazı taş yapıtlar arasında benzerlikler görülmektedir. Denilebilir ki, iki kavim arasında dönem dönem ortak kültürel ve teknolojik eşlik ve benzerlikler bulunmaktadır.Minhaj-ud-Din‘e göre Tibet’te bulunan insanlar özellikle Türk ögeleri taşımaktaydı ve bu kişiler uzun yaylara sahip olan iyi birer okçuydu.Idrısi‘ye göre ise Tibet toprakları Tibetli Türklerin vatanıydı. Burası otlak ve ormanlık bir bölge olup güçlü kalelerle korunan bir Türk ülkesiydi. Tibetçe-ingilizce bir sözlük de hazırlayan ve Tibetoloji‘nin kurucusu sayılan Alexander Csoma de Körös, Macarların ve çuvaşlar'ın kökenini aramak üzere Orta Asya ve Tibet yollarına düşmüş ve özellikle Hunlar ve Uygurların yaşadıkları bölgeleri ziyaret etmek istemiştir. Körös, çuvaşlar Hun Türkleri, Uygur Türkleri ve Tibetlilerle aynı ortak kökene sahip olduğunu ortaya koymuştur.
    1 ...