Bu sefer çok fena köşeye sıkıştım sevgilim!
içimdeki canavara bir ışık tut, yansın, külleri everestin tepesinden özgürlüğüne kucak açsın. O vakit seninle mutlak huzur içinde buradan gidebiliriz. Fakat şimdi kalmak zorundayım yoksa duygularım yetim kalacak.
Onları kimseye bırakamam. Özellikle böyle dağdağlı bir vakitte gerçekleri sırtından vurmak, entrikalarla el sıkışmak hiçte akıl kârı değil be azizem!
Hergün hüzün hüzün... bende sevinç naralarıyla sevişmek isterim. Dudaklarımız kurumadan şarkımızı son defa tekrar söyleyelim. Ruhumun en derinlerinden bir ah... aslında bu anlamsız ses herşeyi anlatıyor.
Peki ya ahbablar; ben balkondan düşerken elini uzatıp beni dipsiz kuyuya düşmekten kurtaracak kimse yok mu?
Şimdi nasıl kendimi arındıracağım bu sefih sefahetten.
Birbirine geçirilmiş iç içe iki insan tek bir bedende olmuyor be azizem! ikisinden birinin artık gitme zamanı geldi.
Bang bang ! Vuruldum galiba, duygularım kanıyor, onları kaybetmekten çok korkuyorum.
O vakit duygularımla yüzleşmekten yok başka çare...ya da mantık caddesinde çıplak ayaklarla yeni bir düzeni kucaklamak...
Şimdi gözlerimle dudaklarını süzerek, beni tahrik edecek kelimelerin kulağımı okşamasını, beynime error vermesini şehvetle arzuluyorum...