hiçbir şey ülkesinde
hiçbir şey her şeymiş
her şey hiçbir şey
hiçbir şey her şey hiçbir şey
aşklar, dostluklar, arkadaşlık
hiçbir şey hiçbir şey
dağlar, nehirler, ağaçlar
hiçbir şeymiş hiçbir şey
anılar, yarınlar, görüntüler
hiçbir şey hiçbir şey
hiçbir şey her şey her şeymiş
her şey hiçbir şey
hiçbir şey her şey
her şey hiçbir şey.
......
sonsuz bir yokluk, kıpırtısız, sessiz alabildiğine, karanlık, susuz, havasız, hiçbir şeysiz yokluk işte. olmayan zamanların, olmayan bir yerinde ilk kez kıpırdadı, bir çift dudak, bir çift göz, bir çift el ve ilk varlığın tohumları atıldı yokluğun ortasına. ve bir çiçek büyüdü, renksiz, kokusuz, dikensiz, yapraksız, yalnızca bir çiçek ve büyüdü hiçbir şey istemeyerek. susuz, havasız, ışıksız, topraksız büyüdü, büyüdü, büyüdü. düşüncelere sığabilen bütün büyüklükleri aştı ve bütün güzelliklerin gerçeğine ulaştı. su istedi, toprak istedi, hava istedi, ışık istedi. böcekler, başka çiçekler, güzellikler ve en çok onu koklayabilecek insan. bir can istedi, sevgisini, güzelliğini görecek bir can, yalnızca bir can ve bu arzuyla yanıp tutuştu durmadan. ısındı, ısındı, tutuştu. kızarmış dev yapraklar sıcacık bir doğumun mutluluğuyla kıvrıldı ve milyonlarca yanardağ gibi patladı. dağıldı, paramparça yokluğun ortasına. ve şimdi görünce, yalnızca sevgiden oluşan kendi parçacıklarının sevgisizlikten kuruduklarını, birbirine düşman olduklarını, o dev çiçek ağlıyor, ağlıyor, güleceği günü bekliyor, bekliyor, bekliyor...