--spoiler--
01: Sadık Amcam, köyde radyosu olan tek kişiydi. Maç olduğu zaman radyonun başında toplanırdık diğer çocuklarla ve en çok Lefter ve Fenerbahçe isimlerini duyardık. Zihnime böylelikle Fenerbahçelilik yerleşmeye başladı. Hatta ne mutlu bana ki ben meşhur olduktan sonra, Büyükada’da Lefter’le birlikte top oynama şansına eriştim. Lefter’den çalım yemek de herkese kısmet olmaz.
02: Fenerbahçelilik mücadeledir, emektir, direniştir. Çocukken Fenerbahçe’yi seviyordum ama tarihini bilmiyordum. Yaşım ilerledikçe takımımın tarihini, Kurtuluş Savaşı’ndaki fonksiyonunu, Atatürk’ün Fenerbahçeli oluşunu öğrendim ve takımıma inanılmaz bağlandım.
03: “Ya ya ya! Şa şa şa!” filminin senaryosunda takım olgusu belirsizdi. Bana başrol teklif edilince direkt olarak “Bu takım Fenerbahçe olmalı.” dedim. Senaryoda Galatasaray olsaydı, asla oynamazdım!
04: Fenerbahçe emin ellerde. Aziz Başkan’ın ellerinde... Ben bu yaşıma kadar çok laf, çok vaat duydum ama az icraat gördüm. Aziz Yıldırım, gerçekten çok farklı bir başkan. Onun gibi her dediğini yapan başkan görmedim.
--spoiler--