annem ilkokul öğretmeniydi ama beni kendi sınıfına almadı, başka sınıfta okumamın daha doğru olacağını düşünmüş sanırım. okuduğum okulda annemin öğretmen olması o yaşlarda inanılmaz hava katan birşeydi. ben de kısa zamanda şımardım. sınıfta kim canımı sıksa soluğu öğretmenler odasında alıyor ve anneme şikayet ediyordum. annem de gidip çocuğun kulağını çekiyor gibi yapıyordu. bu durum bir oldu, iki oldu, üç beş neyse...
birgün yine bir çocuğa sinirlendim. koştum öğretmenler odasına. anneme şikayet ettim. annem ve öğretmenim birbirlerine baktılar,belli ki daha önceden bi karar almışlar ve annem " kızım o senin arkadaşın, kendi aranızda güzelce halletmelisiniz bu durumu" gibi tam olarak sinirden anlayamadığım bişeyler söyledi. dünyam başıma yıkıldı ! 10 yaşlarında nasıl bir dünyaysa artık...
sınıfa koştum, koşarken ağlamaktan önümü bile göremez haldeydim. çocuğu gördüm,gittim yanına...
en son hatırladığım, çocuğun önlüğünün bütün düğmeleri kopmuş, ben üstünde tepiniyorum, annem bir yandan öğretmenim bir yandan beni çocuğun üstünden almaya çalışıyorlar. bense anneme "anne ben hallediyorum, bundan sonra ben halledicem, size ihtiyacım yok!! " diye anıra anıra ağlıyordum.
o günden beri kendi işimi kendim hallediyorum.
imza: bir kız