hızla geçilen anadolu yollarında, sık görülen obje.
kuraklığın, kıraçlığın, verimsizliğin içinde bambaşka görünür. bir şekilde büyümüş, her şeye inat tutunmuştur kökleri toprağa. yakınında, yöresinde, ıssızlıktan başka arkadaş yoktur. ara sıra, belki tarlasını süren bir köylünün sırtını dayamasına sevinmiş, belki uyuyan bir çocuğa gölge olmuştur. nedenini bilmeden hem severim hem üzülürüm bu ağaçlara. arabayi bir kenara çekip, yanlarına gitmek gelir içimden. sırtımı dayayıp, binlerce kez gördüğü, güneşin batışını beraber yaşarım. güneşin son ışıkları kaybolunca veda ederim.
hayatın anlamsızlaştığı yerde, sığınacak dostlardır onlar. ''kimseye ihtiyacın yok'' diye fısıldarlar, ''tutunacağın biraz toprak sana yeter''