neden dediğimiz anlar

entry6 galeri
    5.
  1. iki günlüğüne ilk defa Konya'ya gitmiştim.

    Çarşıda biraz dolaştım. Bir duvarın kenarında, taşta oturan bir çocuk gördüm. Önünde mendiller. Adı Muhammet. Gözlerini gördüğüm anda anladım ondaki naifliği. Suriyeliydi.

    ilk akşam sadece 2 lira verip, ismini öğrenip mendilimi aldım ve uzaklaştım.

    ikinci akşam tekrar gördüğümde biraz yanında durdum ve sohbet ettim. Yarım yamalak türkçesi ve çekingenliğiyle babasının öldüğünü, akşamları kazandığı bu paraları annesine verdiğini söyledi.

    Bilmiyorum. inandım ben muhammet'e. Onunla aynı sırada duran diğer arkadaşları onun gibi değildi. Muhammetin mendilleri bitmişti mesela o akşam. Elini açmaya çekinen bir hali vardı. Parmakları kapalı, Avcunu yukarıda tutuyordu sadece. Onu orda öylece bıraktım.

    Birkaç hafta sonra tekrar 2 günlüğüne Konya'ya gittim. Muhammet'i görebilmek ümidiyle ona bir şeyler almıştım. Gittim oradaydı, hava çok soğuk ve üzerinde ince bir kazak vardı. yine biraz sohbet ettik. Hediyelerimi verdim. Giydi. Yüzündeki o gülümseyişi unutamam. Muhammet bana ketum bir çocuk gibi geliyordu önceden çünkü.

    Ertesi akşam yine muhammetin önünden geçtim. Naber muhammet dedim, montunun önünü açtı hemen. Ona aldığım hırkayı giydiğini gösterdi. Yine güldü bana.

    Sonra neden dedim ya, neden? Bir çocuğu taşa oturtan, elini açmaya utanan çocuğu, ona yardım etmeye erinen birilerine muhtaç eden sebep ne? Ya da bizler yardım etmeye erinmiyoruz sadece. bizim duygularımızı sömüren insanlar yüzünden gerçek muhtaçları anlamıyoruz.

    Muhammet gerçekten muhtaç mı bilmiyorum ama artık o benim Konya'daki kardeşim.

    Neden dediğim her anın akışını kısmen de olsa değiştirmem gerek çünkü.
    7 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük