ulann, sen bir üvey kardeşe bile karşı çıkama, karşılarında ezil büzül; sonra gecenin yarısına kadar sürecek baloya git. bir kere ne bu cesaret ayol? ayrıca tanımadığın etmediğin insanlar, ne işin var senin orda? hadi tamam periye güvendin, gözünü karartıp gittin. daha ilk dakikadan itibaren ne o öyle elin adamıyla saatlerce dans etmek falan?
bu pek yiğit kızımız saat 12'ye yaklaşmaya başladıkça bir panik olur zira o şatafatlı arabanın balkabağına dönüşmesi an meselesidir.* o yusuf yusuf sendromuyla huraa merdivenlere saldırır.* amma velakin ayağındaki ayakkabıya bile sahip çıkamaz. ayakkabı mı karizma mı derken peşinde kendisini yakalama çabası içinde koşturan prensi sallamayarak eve zor atar kendini.
prens de bulmuş tabi boylu poslu, endamlı hatunu kaçırır mı? ** her bir yanda hayatının prensesini aramaya koyulur.
her neyse, aile öğrenir bu -sözde- prensesin bizim itilip kakılan kız olduğunu. onu bir yerlere kapatırlar falan. en sonunda prens tüm kasabayı * dolaştıktan sonra cinderella'nın evine gelmiş, üvey kardeşlere ayakkabıyı denetiyordur. ** lakin olmamıştır ayakabı kimseye. prens tam gidecekken cinderella'mız da hapsedildiği yerden bir şekilde kurtulmuş, atmıştır kendini salona. prens "bu kim?" falan der demeye ama ayakkabıyı ona da denetir -bir umut. **
ve mutlu sonda ayakkabı cinderella'mıza olmuş, prens hayatının aşkına kavuşmuştur. ***
ayağında bir ayakkabıyı bile tutmayı beceremeyen bu hatun lokum gibi prensi götürür ya, yanarım yanarım ona yanarım. **