film platosuna benzeyen şehir. gecesi gündüzü gerçekten mükemmel bir görüntü sergiliyor. ortasından geçen vltava nehri şehri ikiye ayırsada mükemmelbir bütünlüğü var. öte yandan bu şehirin hemen hemen her bölgesi her sokağında buruna çalan sidik kokusu daha akılda kalıcı... bir de metroyu biletsiz kullanmamak gerekiyor, ne tür bir mazeretiniz olursa olsun (daha ilk günümüz, abi biz turistiz, bişeyden haberimiz yok, burası prag mı? vs.) görevli amca 30 euronuzu çekip alıyor. bu yüzden pragdaki ilk günümü "soyulduk lan!" havasında geçirdim. ama sonraki günlerde atmosfer toparlatıyor insanı... sonuç olarak bu güzel şehir de yapılması gerekenlerden bazıları vltava kenarında bir çek birası içmek, saat kulesine çıkmak, kuledeki belli zamanda yapılan kukla şovunu izlemek(vakit ayırmasanız da olur çok matah bişey değil), meydan da konser varsa becherovka ve birayla ambiansa kapılmak gibi güzel eylemler olabilir... son not olarak tezgahlarda satılan şapka ve benzerlerini kafanıza takıp foto çektirmeye kalkmayın, satıcı amcadan bayağı vurgulu bir ses tonuyla " here is not circus!" azarını işitebilirsiniz.