mehmed uzun

entry83 galeri
    24.
  1. 11 ekimdi tarihi. Diyarbakır'da öldüğü haberi geldi. Mehmed Uzun Kürt dilinin, tarihinin, edebiyatının, mitolojisinin, efsanelerinin son 50 yıldaki ışığı ölmüştü. duyduğumda kalmadı bayram falan. Ne olduğumu bana anlatan üstadım ölmüştü. Bir kere yüzünü görmek nasip olmuş ama konuşamamıştım Diyarbakır'da görmüştüm. Dedim ya büyük bir yazardı Mehmed Uzun. Tek başınaydı adeta. Bir dil yaratmaya çalışıyordu. Aslında bu dilin temelleri yüzyıllar öncesine dayanıyordu ama mehmed uzun yeniden inşa ediyordu. Bir türk yazar için yeni bi roman yazmak kolaydır derdi çünkü kurgulanmış bir dil var ve bunun kelimelerini kullanıyorsun ama ben öyle değilim ben unutturulmaya çalışılan bir dilde yazıyorum. Başka bir sözüde ben farklıyım derdi çünkü ben yasaklanmış bir dilde yazıyorum ve yazdığım her sözü bu ruh haliyle yazıyorum. Kürtçeyi sonradan öğrenmişti 18 yaşında amcamız musa anter ona cezaevinde öğretmişti ve bu dili tekrar kurgulaması gerekiyordu. Buna çalışıyordu Mehmed Uzun bize kalemin görkemiyle aşk gibi aydınlıklar vermeye çalışıyordu ölüm karanlığı çökmeden önce. Diclenin sürgünleri diyordu üstad ve kendinden bahsediyordu sürgündeydi çünkü. güneşin doğduğu yerde; Dicle'de ölmek istiyordu ve öyle de oldu. kürtçeyi inkar edenlere Ehmede Xani'yi kanıt gösteriyordu. 1695 yılında Kürtçe yazdığı Mem u Zin'ini başlangıcında Ehmede Xani: Ben bu dili ne Arapça ne Farsça yazıyorum ben bu dili kendi dilim de yazıyorum ki yarın kendini bilmezler çıkıp demesinler Kürtçe diye bir dil yok. Bu sözü seviyordu üstad çünkü kurgulamaya çaıştığı dilinin en büyük kanıtıydı bu söz ve başladı yazmaya. Hakkında davalar açıldı Kürtçe konuşuyor diye halbuki hata değildi yaptığı insan hangi dilde ağlıyorsa ana dili odur diyordu üstad ve kürtçe ağlıyordu o, ağıtları hep Kürtçeydi peki neden ana dili Kürtçe olduğu için yargılanıyordu? Ama o savaşmayı seçmedi sorunu kalemle çözmeye çalıştı ağzından hiçbir zaman savaş kelimesi çıkmadı ve daha da büyüdü üstad. kendi sözleriyle size anlatmak istiyorum onu;

    ^^ismim Mehmed, soyadım Uzun. Doğum tarihim 01.01.1953. Herkes beni böyle biliyor... Ama bunların hiçbiri gerçek değil; ismim, Mehmed değil, soyadım, Uzun değil, doğum tarihim bu rakamlar değil.

    Mehmed Uzun ne yazık ki, dünya edebiyatında sıkça görülen, özellikle totaliter rejimlerin baskı, yasak ve sansürlerinden kendilerini korumak için yazar ve aydınların ister istemez başvurdukları türden bir müstear isim de değil...

    Bu tür müstear isimlere öteden beri alışkınım, doğduğum ve büyüdüğüm yörelerde herkesin birden fazla hayatı vardı ve bu hayatların birçoğu gizliydi. gizli hayatların da kendine özgü kodları, isimleri vardı; neredeyse tüm Kürt yazarların ismi takmaydı... Ama Mehmed Uzun, böyle bir isim değil. Mehmed Uzun, aynı zamanda benim de, ancak ben'i esir almış bir ben.

    Esas ismim yasak olduğu için Mehmed oldum. Esas soyadım yasak olduğu için Uzun oldum. Bir insan olarak hiçbir değerim olmadığı, sadece ehlileştirilmesi gereken bir sürünün mensubu olarak görüldüğüm için de, en rahat şekliyle, künyeme 1.1.1953 yazıldı.... Önadım Mehmed, dedemin ismi Heme'den geliyor... Heme, meme, doğduğum yörelerde gündelik yaşamda en çok kullanılan isimlerden.Ama bu isim resmi hayatta yasak; bu ismi alamazsınız, bu isimle nüfus kaydı yaptıramazsınız, bu isimle hiçbir resmi kuruma başvuramazsınız... Soyadım Uzun'a gelince, bu da yine dedemden geliyor... Biro dedemin dedesinin ismi. Direj de onun lakabı, yani uzun. Biroye direj, yani uzun biro. Ama yine isimlere ilişkin yasalara göre hem biro 'Türk örf ve adetlerine' uygun değil hem de dırej Kürtçe olduğu için yasak. bu nedenle resmi kurumlar tarafından biro tamamıyla atılıyor, direj de Türkçesi ile uzun haline getiriliyor. Bir hafızanın yok oluşu çoğu zaman böylesine dikkat çekmeyen küçük değişikliklerle gerçekleşiyor işte. ^^

    işte böyle diyordu üstad şikayetçiydi sistemden, düzenden, devletten. Haklıydı da çünkü yasaklanmıştı, yıllar boyu yasaklanarak yasamıştı. Korkutulmuştu. Üstad barışı isterdi sorunlar savaşla değil kalemle çözülmeli derdi.Bu kadar karıştığımız şu günlerde birazcıkda olsa üstadı dinlemenin okumanın vakti gelmiştir;

    Kitapları

    tu (sen)- 1985
    mirina kaleki rind(yaşlı bir rind'in ölümü)- 1987
    siya evine (yitik bir aşkın gölgesinde)- 1989
    rojek ji rojen evdale zeynike(evdale zeynike'nin günlerinden bir gün)- 1991
    destpeka edebiyata kurdi(kürt edebiyatına giriş)- 1992
    hez u bedewiya penusa(kalemin gücü ve görkemi)- 1993
    mirina egideki(bir yiğidin destanı)- 1993
    varlden i sverige(tüm dünya isveç'te)- 1995
    antolojiya edebiyata kurdi(kürt edebiyatı antolojisi)- 1995
    bira qedere(kader kuyusu)- 1995
    nar çiçekleri- 1996
    ziman u roman(dil ve roman)- 1997
    bir dil yaratmak- 1997
    dengbejlerim- 1998
    roni mina evine-tari mina mirine(aşk gibi aydınlık-ölüm gibi karanlık)- 1998

    Başımız sağolsun....
    6 ...