türban konusunda orada burada onunla yapılmış söyleşileri ölümü vesilesiyle okuduğumuz ve bu noktada eleştiriyi hak eden akademisyen politikacı;
türban konusuna yaklaşımıyla, kendisini tipik kemalist bakıştan ne yazık ki farklılaştıramadığını anladık; modernlik kavramına, kemalizm'in en tutucu yorumlarıyla paralellik taşıyacak biçimde yaklaştığı için, türbanlı genç kızların modernite içindeki konumlarını doğru algılayamamıştır. sosyal yaşama katılmak, kendilerini özgürleştirmek için başörtüsünün onlara fırsat veren bir yanı da olduğunu kavramayı, meseleyi toplumsal, politik açıdan doğru yorumlamayı ve kamuya tutarlı biçimde aktarmayı başaramamıştır ne yazık ki.
keşke yaşasaydı da üniversite eğitimi ellerinden alınmaya çalışılan bu genç kızların, muhafazakar topluluk içindeki en demokrat unsurlara dönüşebilme potansiyeli taşıdığını, bu kızların kendi çizgileri içindeki yaşlı, iyice tutucu kesimlerle nasıl çatışmaya girdiğini ve sorunun, başın örtüsü değil içindekiler olduğunu görebilseydi...
sadun aren'in buna artık olanağı yok. kendisi bizi söylediklerinin ve yaptıklarının içindeki doğruları ve yanlışlarını ayrıştırmak gibi zor bir işle baş başa bırakarak ortamı terk etti. Kalanlara kolay gelsin.
sadun aren hakkındaki mahir çayan eleştirisi üzerine yazdığım başka bir yazım için: (bkz: #3110546)