bir bipoların günlüğü

entry103 galeri
    30.
  1. Bugün bir doğum gününe gittim. Bir kafe.
    Her zaman olduğu gibi soyutlamaya çalıştım kendimi, toplumdan, insanlardan.
    "Arkadaşlarım" dediğim insanlar eğlendiler, hatta birisi zorla beni sahneye çıkartmaya çalıştı. Direndim. Bilmiyorum, hastalığım bu denli ilerlemese ve ben bu denli düşünmeye başlamasam yaşam, daha kolay olabilirdi. Bilmiyorum.
    Ölüm, o An istediğim tek şey, kanına susadığım bir "eylem" oldu.
    Ve nefret. Kendime karşı olan nefret. Tavan yapmıştı.
    Sonra bir kız çıktı sahneye, arkadaşlarımın, arkadaşıydı.
    Ve harika görünüyordu.
    Gri/ela gözleri, kahküllü, ve Çerkes oyunu ile beni kendisine büyülemişti. Sanırım aşık oluyordum, ve şu içimdeki ses bana bunları yazdıran ses orada dahi rahat bırakmadı beni. Fakat anın tadını çıkartmak istedim. Eriyordum.
    Bir sigaradan sonra çıkmak istedim oradan. Kendime karşı olan nefretim beni eritiyordu.
    Arabam olmasına rağmen eve kadar yürümek istedim. Arabayı alacak birileri vardı.
    Soğuk havanın yüzüme her çarptığında intiharı bir kez daHa kurtuluş olarak görmeye başladım. Belkide 1 aydır bıraktığım şu hapları yeniden içmeye başlamalıyım.
    Soğuk hava yüzüme vururken artık bir şeyden kesinlikle emindim. Aşık olmuştum.
    Ama kişiye değil, davranışa aşık olmuştum.
    (bkz: kişilere değil de davranışa aşık olmak)
    Sesine, davranışına, oynadığı oyuna, dumanını dışarı verirken hafiften gülmesine aşık olmuştum.
    ismini sonradan öğrendiğim bu "varlık" diğerleri gibiydi aslında. Güzeldi, fakat bu bir kişiydi, bir insan. Ve ben kişilere aşık olamıyorum.
    yaşam güzeldi, onu yaşayabilene.
    2 ...