son zamanlarda üzerinde çok fazla düşündüğüm kafamı patlatacak derece de zihnimi yoran kavram. nedir bu devlet. vatan mı toprak mı millet mi ulus mu anayasada tanımı yapılan milliyetçilik kıyafeti mi insanın kendine yakışanı giymesi mi yoksa halkın kendi kendini yönetmesi mi.
öyle we dont nid dı edükeyşin lı fak dı sistemli falan bi muhabbet değil bu platonik bir hezayan kanımca. devleti sevmem gerektiği konusunda sağlam argümanlarla büyüttüm ben kendimi. benim için her zaman ' kardeşim hükümet farklı devlet farklı, hükümete sövüyorsan söv devlete sövme' idi tartışmalara ket vurma yumruğum ve hep işe yarardı hep aynıydık çünkü.
neydi lan bu hükümet. altında kırmızı çizgi çıkmadan adını bile yazamadığım. 'Hükûmet' yazmalısın çünkü. devlet'in küçük kardeşi mi bu. evet sevdik biz devlet denen kurumu. can verenler oldu. yani öyle bir şey ki o şey için ölenler oldu. 'şey'ler için ne kadar çok ölüyor insan. ama kendisi için hiç yaşamıyor. osmanlar var mesela adı osman olan birinden kötülük bekleyemiyorum nedense oysa çok piçlik yapan osman gördüm ama hala adı osman olanlarda bir saflık var gibi. osmanlarda seviyor bu devleti ama devlet sevmiyor osmanları, beni de sevmiyor bu devlet bence seni de.
galiba devlete duyduğumuz aşk platonik bir sevdaydı. biz onu hep sevdik ama o bizi hiç görmedi. bu ülke de güzel insanlar var güzel osmanlar var. üzülmeyi hak etmeyen insan gibi yaşamayı hak eden osmanlar var. osmana ayakkabılarını parlattırdığı vedatlar kadar ayakkabı parlatan osmanların da insan gibi yaşamaya hakkı var.