ben bu yazıyı sana yazdım

entry31065 galeri video218
    27372.
  1. uzun zamandır gözle görülür şekilde hissediliyor. yavaş yavaş eriyorum. kalbimin içine süzülen gün ışığı artık o kadar cılız ki.
    görenler neyim olduğunu soruyorlar, hiç diyerek geçiştiriyorum.

    hiç bir şey yok aslında biliyor musun? hem de hiç... sorun tam da bu aslında..

    eski gülümsemeler yok, güneşli günler yok, bahar esintisi yok, geceleri heyecan uyandıran yıldız kaymaları yok, lezzetli yeşil elmalar yok, uçan balonlar yok, framboazlı pastalar yok. her sayfasını çevirerek okumaktan haz aldığım günlük gazeteler yok, kırmızı alüminyum folyo ile ağızları kapatılmış cam süt şişeleri yok, lapa lapa yağan kara baktıkça içten içe heyecanlanıp durduk yere kıvanmak yok... mutfaktan gelen güzel yemek kokuları yok, tam uykunun en tatlı yerine odaya elektrikli süpürgeyle dalıp uykuyu piç eden bir kadın yok, kapıdan öperek uğurladığın esnada eline harçlık tutuşturan bir adam yok. yemek sonrası sohbet eşliğinde yenen portakallar yok, onların soba üzerine koyulduğunda buram buram kokan kabukları hele, hiç yok mesela...

    gitti her şey. bitti artık.
    çocukluk gitti. gençlik kaydı avuçlardan gün gün santim santim.
    aile yok mesela. anne baba toprak artık.
    yağmur sonrası duyulan toprak kokusunu içine çekip huzuru hissetmek de yok.

    aydınlık evin kocaman salonunda, tam da karanlık ve rüzgarlı bir ovada tek başınaymışçasına korkak hissetmek var artık.
    duvarlarda çınlayan kahkahalar değil, kulakları sağır edecek kadar ciddi bir sessizlik var.
    koruması gereken küçük bir kızın kanatlarının arasında korkak hisseden ve ona sığınmaya çalışan aciz bir kadın var mesela.
    akamayan gözyaşları var, boğazda düğümlenmiş, kalbin ortasında kocaman bir kara delik, midede kocaman bir bulantı, yüzün tam ortasında dev bir yumruk, sırtta koca bir bıçak...

    dışarıda kar var, içeride heyecan yok.
    24 saat herakleitos' un nehrinden daha hızlı hareket ederken, bünyede yaşama dair hiç bir iz, bir kıpırdama bile yok.
    ruh yok. sandıklara kitlenip bedenin en diplerine atılmış..

    hayat çok büyük.
    belası kendisinden daha da büyük.
    her şeye kadir olan sen, nasıl olsa bunu yazacağımı da biliyordun ya...
    artık biraz merhamet edip, beni de görebilir misin?
    birazcık mutluluk istiyorum, inan fazlası değil.
    bana çocukluk ruhumu geri ver yeter...
    9 ...