az evvel bitirdiğimiz gün itibari ile izlediğim quentin'in 8. filmidir. gene biraz konuşmak isterim gıyabında;
--spoiler--
hayattaki en büyük zevklerimden biri, henüz izlediğim bir filmin eleştirilerini okumaktır. çıktıktan hemen sonra buradan olsun ekşiden olsun okudum eleştirileri. en beğendiğim çıkarım ise bir cümleden oluşmakta idi.
hakikaten film boyunca bu vardı aklımda. ikisi de western olduğu için haliyle django 'ile kıyaslıyoru, "acaba django'dan daha iyi midir?" diye kendime sorup duruyordum. fakat izledikten sonra anladım ki django ile tek ortak yanı western olmasıymış
öncelikle filmin bir farkı 70mm formatında çekilmiş olması. bilmeyenler için anlatayım; 35mm standart, günümüzde bir çok filmin çekildiği formattır. tahmin edeceğiniz üzere 70mm'de çözünürlük ve kalite daha da artar. tabi kullanımı pek pratik değildir. hatta yamulmuyorsam bu film 70'mm ile çekilen oldukça az sayıdaki filmden birisi.*
tarantino dış mekan seçimini 70mm'nin nimetlerinden faydalanmak için özellik seçtiği bariz. hatta ilk yarısının belli bir bölümü buna hizmet ediyordu. maalesef ülkemizde sinema salonlarının yetersizliğinden dolayı tadına tam olarak varmadık ama bir güç var tabi*
2 buçuk saatlik filmin ilk yarısı, yani 1 buçuk saatlik diliminin tamamı diyalog ve %90'ı arabada geçmekte. tarantino sinemasına aşina olanlar tabi ki yadırgamamıştır bu durumu. ben bir çok eleştiri okuyup gittiğim için hazırlıklıydım.
diyaloglar pek sıkmadı beni. sigara kullandığım için ilk yarının sonlarına doğru kopmaya başlamıştım biraz, allahtan tam zamanında bitti. özelikle oswaldo'Nun adalet ile ilgili konuşması oldukça iyi ve dikkat çekiciydi.
ama şunu da belirtmekte fayda var, ilk yarısı genel olarak ağır ve yavaş ilerledi. allahtan quentin uzuuun diyaloglar yazma işini çok iyi bilen bir insan. ve sürekli belli oyuncularla çalışmasının faydasını da burada görüyor. iyi oyunculuk ve güzel, derin diyaloglar birleşince sıkılmak pek mümkün görünmüyor. ama elbette tarantino'nun bir de acımasız yüzü var. ilk yarıda hiç o yüzünü göremediğimiz göz önünde bulundurulursa, 2. yarı da beklentimiz kan ve vahşet oluyor. peki cevap aldık mı bu beklentilere? elbette.
filmin 2. yarısı oldukça hızlı başlıyor. ki filmde en sevdiğim sahnelerden birisi de hemen başlarda. hani samuel jackson'ın albayın oğluna nasıl blowjob yaptığını anlattığı kısım. o güçlü anlatım, bir de meksikalı'nın piyanosu ile birleşince, kült bir sahne oluşuvermiş. gerçekten çok başarılıydı o sahne.
ve şu kahveye zehir atma olayı. o bölüm başlayınca dedim ki "aha, olağan şuphelilere bağladı film." ama kötü bir anlamda değil. en çok zevk aldığım sahnelerden birisi de buydu. sorgu amirliğine soyunan binbaşı warren ve birden onunla taraf olan müstakbel şerif chris, oldukça komik ve heyecan verici bir sahne oluşturmuşlar.
en sevdiğim film inglourious basterds'a da bir çok selam çakarak beni oradan da tav etti. bu sorgu sahnesindeki taşşak vurma sahnesi bunlardan birisiydi. izleyen bilir, basterds'da bar sahnesinde de taşşaklara ateş ediliyordu.
"bir piçin işi asla bitmez" sözü de basterds'dan aldo raine'in sözüydü. ve yine bir sorgu sırasında, tahta zeminin altında saklanmış insanlar. basterds'In giriş bölümüne çakılan selamlardı hep.
oyunculuklara dedik zaten başarılı diye. samuel jackson her zamanki gibi yine çok iyiydi. kurt russel'ı fazla sevmememe rağmen o da başarılıydı. ama en başarılı bulduğum isim daisy rolündeki ablamızdı. hakikaten hayranlı verici bir performanstı.
şu channing tatum'u fazla sevmem, nerede böyle zikik aksiyon filmleri var hepsinde o oynar. ama burada az oynamasına rağmen baya iyiydi. bir aldo raine havası sezdim kendisinden.
tim roth yerine bir an "christopher waltz olsa mıydı?" diye düşünmedim değil. ama çok göz önünde bir rol değildi. daha hayırlı olmuş olmaması.
sonunda da tıpkı rezervuar köpeklerindeki gibi bütün filmin geçtiği mekanda tek bir canlı kalmaz. tam tarantinovari bir bitiriş.
böyle işte dostlar. tarantino filmografimde 4. sıraya koyabileceğim, başarılı bir film olmuş. tarantino sinemasına vakıf olmayanlar sevmez, hatta 3 saatine acır. bunu tabi ki anlıyorum. eğer adamı seviyorsanız zaten gidersiniz, söylememe gerek yok. quentin 2 film daha çekeceğini ve birisinin hitckok'un psycho'su tarzı bir korku filmi olacağını söylemişti. bakalım sıradaki filmi nasıl olacak.