macaristan

entry255 galeri
    146.
  1. beş altı yıldır aralıklarla bayağı bir zaman geçirdiğim ülke. burası öyle bir ülkedir ki içinde yaşaması mutlu mu eder mutsuz mu, bu konuda net bir fikrinizin olması çok zaman alır. çünkü bazı günler doğası, sükuneti yorulmuş, kalabalıklardan karmaşalardan bıkmış ruhunuza ilaç gibi gelmekle beraber aynı dakikalar içinde aniden gıcık, cins bir tarafına tanık olup sağlam küfürler salladığınız bir yapısı vardır. yani adamı rahat ettirmez. özellikle hizmet sektörü çekilmez, cins bir memlekettir burası. kika diye bir zincir dekorasyon mağazası var. bizdeki mudo konsept çizgisinde bir mağaza zinciri. bugün hem dolaşmak hem de aradığım bir şeyi bakmaya gideyim dedim. neyse buldum. ürünün hemen yanında da bir masa ,mağaza elemanı kız da orda oturuyor. kıza 50 yaşlarında bir macar herif ciddi ciddi asılıyor. kız da gayet rahat muhabbet ediyor, iş yerindeyim biraz dikkatli olayım müdür görür filan yok. şöyle mi böyle mi o biçim muhabbet dönüyor. muhtemelen önceden tanışıyorlar. ne konuştuklarını anlamıyorum ama kızın mimikleri ve herifin gevşekliğinden bir sikiş döndürdüklerinden eminim. kıza alacağım ürünle ilgili bir şey soracağım hiç oralı olmuyor. herif lafı uzattıkça uzatıyor. benim onların cilveleşmesinin bitmesini beklediğimi anlaması gibi bir insanlık belirtisi bunlardan bekleme zaten. beş dakika boyunca oralarda takılıyorum, beklediğimi belli ederek. üzerine alınma yok amcık karıda. adını aldım yaka kartından. sonunda aldığım şeyi de geri koydum almadım. çıktım. şikayet kutusu gibi bir şey baktım yok. bunlar insanlıktan anlamıyorsa müdür fırçasından daha iyi anlar diyerek kasiyere müdürü sordum anlamadı. güvenliğe gittim dedim şikayet, dilek, yorum kutusu yok mu. sıfır yabancı dil. herkeste bir ölü uykusu amk. neyse dedim, peşini bırakmayacağım , akşama internetten ayrıntılı macarca e-maille gerekli hamleyi yapacağım ben sana. bir değil, on değil amk memleketi. bu sosyalizmden gelen bütün ülkeler aynı. bir rehavet, tembellik, gevşeklik. dünya batsa umurlarında değil. hep yokluk, fakirlik muhabbeti ama fazladan bir dakika çalışalım yok. anında arazi. içlerinde bir romanya daha sıcak, insancıl. topu aynı amk. bu memlekette media markt, kika, satürn vb. yerlerde satış elemanları sadece zaman doldurur. bir şey sorduğunuzda etikette gördüğünüz şeyi size tekrar ederek utanmadan iş yaptıklarını düşünürler. garsonlar robot gibi masada boş dolu görmez diğer masadan dönerken. bir restorana istersen elli kere git ve her defasında 500 tl. hesap öde kahveniz de bizden olsun gibi bir düşünce ya da x bey gelmiş diye ismini ne sorar, ne öğrenir, ne de sikler. o yüzden güzel bir akşam yemeği yiyelim diye çıktığında küfrede küfrede bir mekandan ayrılabilirsin. ama şu iş için iyi bir memlekettir. bir haftalığına cebine avroyu doldur, gece kulübüne git, paranın olduğunu belli et, afet gibi karılara çakarsın, masaj salonlarında rahatlatılırsın, bahşişle yemek vaadi filan dışarda da çakarsın ama uzun süre kalırsan kasılırsın. kuralcılıkta almanlarla, pintilikte de iskoçlarla yarışabilecek tek ülkedir. bir de bu memlekette tekno müzik manyaklığı var. yani eğer bir müzik trend bir müzik değilse önemi yoktur gibi bir özenti kafasındalardır. restoranlarında bile gümbür gümbür radyodan sadece dans müziği kanalları çalınır, reklam spotları da cabası. ulan sakin bir yemek yiyelim, keyif yapalım hafif bir müzik çalsın yok. genç nesil zaten ruhsuz, amaçsız, içip kusmak dışında dünya siklerinde değil. genç kızları paralı yarak arar. zengin evli heriflere yosmalık yapan çoktur, öğrenci fahişeler de cabası . kısacası anlattığım konular bakımından tam gıcık bir memleket. gıcık amk. son bir tavsiye metro memurlarına, çakallarına dikkat. hepsi özellikle turistlere ceza yazıp kırışırlar. pasaport masaportla tehdit ettiklerinde sakın alttan almayın. özellikle de biletiniz var ama yanlış biletse. çağır ulan polisi deyin, deli türküm ben deyin direkt geri adım atıyorlar.
    3 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük