bulduğu şey esasında bir paradoks değildir. sadece o dönemde insanların belki de bunu düşünememesinden kaynaklıdır. paradoksta sürekli gidilen mesafenin yarısını katetme gerekliliği söylenmekte, ki aslında bakılınca da haklı bir gereklilik olduğu anlaşılmaktadır. peki nedir bu soru ve neden paradoks değil?
soru ya da sorun aynen şu şekilde: a ile b noktaları birbirinden belli bir mesafede uzaklıkta. a noktasında bir adam, elinde yay ve ok. b noktasında ise bir elma var. adam a noktasından b noktasına bir ok fırlatıyor. elmayı vurabilmek için. ok, a ile b noktasını gidebilmek için öncelikle bu yolun yarısını gitmek zorunda. sonrasında ise yarısını gideceği yolun da yarısını gitmeli. yarısının yarısı derken, baktığımızda ok hiç yaydan çıkmıyor.
atlanılan nokta şudur ki: matematikte her sayı, mesafe sonsuza kadar bölünebilirken, fizikte bu mümkün değildir. fizikte mesafeler sonsuza kadar bölünemez. matematik evreninde değil fizik evreninde yaşıyoruz. bu yüzden bu bir paradoks değildir.
matematik evreninde yaşasaydık bu tür sorunlarla pek tabii karşılaşabilirdik. teoride böyle. gene de güzel bir soru.