Elbette 37 kişinin ölümüne neden olduğu için elim bir olaydır ancak Madımak olayından önce TGRT'ye röportaj veren Aziz Nesin, yaptığı açıklamalarla büyük tepki çekmişti. Hatta bu açıklamalar, Madımak olayına zemin hazırlayan etkenlerden biri olarak gösterildi:
TGRT: 4. Pir Sultan Abdal Etkinlikleri'ne geldiniz. Burada konuşmacı olarak konuştunuz, KültürMerkezi'nde konuştunuz. Tabi, ilginç sözler, kendinize özgü ilginç sözler var bunların içinde. "Ben dinsizim." Şeklinde ifadelere yer verdiniz. Tabi, bazı insanlarımız, Müslüman camiası bilhassa bundan rahatsızlık duyuyor.
Aziz NESiN: Niye ben mecbur muyum, Müslüman...
TGRT: Yok efendim, ondan değil tabi.
Aziz NESiN: Böyle birşey var mı, niye rahatsız oluyorlar? Ben Müslümanlardan rahatsız olmuyorum;
onlar niye benden rahatsız oluyorlar?
TGRT: Şuna bağlıyorlar; Salman Rüşdi'nin kitaplarından siz tercüme ediyorsunuz, yazıyorsunuz;
Aydınlık Gazetesi'nde çıkıyor, Peygamber efendimizin...
Aziz NESiN: Aydınlık Gazetesi'nde çıkan Salman Rüşdi, bana ait değildir. Onu da yazdım. Burada bu
gazeteyi okursanız, görürsünüz. iki, üç, dört gün önce, Salman Rüşdi'nin ajansına cevap verdim. Bu
gazetede çıkan bölümleri ben çevirmedim; zaten kitabı da ben çevirmiyorum, başkasına
çevirttiriyorum. O yazı var, o yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Üç gün veya dört gün oldu. Ben,
Müslümanlardan hiçbir zaman rahatsız değilim; Müslümanlar da alışsınlar, benden rahatsız
olmasınlar. Ben Müslüman olmaya mecbur değilim. Ama Müslümanlara ve dinlere saygım var. Yani,
bir insan taşa tapıyorsa, namusluca ve içtenlikle saygım var. Bana ne, kendi sorunudur o.
Müslümanlara saygım var; aynı özellikle, daha çok saygım var. Çünkü ben çok Müslüman bir aileden
geliyorum. Onun için ben, islam, islami hareketten ya da ondan yana değilim. Bu, benim kendi
sorunum. Birisi hakaret ediyorsa, etmesin demem; ya da Hıristiyanlığa ediyorsa, etmesin demem.
Cevap verdiniz; cevap, medeni insanlar kendisine yapılan haksızlığa karşı yanıt verir, yani böyledir.
Böyle saldırarak, öldürerek, hırlayarak filan değil, uygar insansa, uygarlığın gereğini yerine getirir.
TGRT: Yalnız, Müslüman camiası Peygamber efendimizin namuslarına, mübarek zevcelerine dil
uzatılmasından elbette ki imtina ediyorlar, rahatsız oluyorlar; bu konuda da tabi tahrik oluyorlar.
Aziz NESiN: Olsunlar, cevap verirler; tahrik olunca insan saldırmaz ki, ya da şey gibi...
TGRT:Bakın, bu Sivas'ta dağıtılan bir belge; bilmem gördünüz mü? Sizinle ilgili bir sürü yazılar var
burada.
Aziz NESiN: Olsun, alayım. Ver, altında imzaları var mı?
TGRT: Yok, sadece dağıtmışlar.
Aziz NESiN: Öyle Müslüman olur mu; altına imzasını atar.
TGRT: Yalnız, şurada efendim, sürekli siz Müslüman aileden geldiğinizi ifade ettiniz.
Aziz NESiN: Evet
TGRT: Orada Müslümanlarla ilgili ve ayetlerle iltibas edilmiş...
Aziz NESiN: Evet
TGRT: Allah yolunda, vesaire ifade ediyorlar.
Aziz NESiN: Evet
TGRT: Tahrik olduklarını ifade ettiklerini söylüyorlar.
Aziz NESiN: Olsunlar, ne yapalım; tahrik olunca insan saldırmaz. Tahrik olunca, herkes tahrik olunca,
tahrik derecesine göre tepki gösterir. Medeni insanlar, aydın insanlar da bu tepkiyi yazı ile,
konuşarak, bildirerek anlatırlar. Yoksa böyle hart diye saldırmazlar. Adamı öldürmeye kalkmazlar,
vurmaya, dövmeye kalkmazlar.
TGRT: Yani, tartışma zemini istiyorsunuz bu konuda.
Aziz NESiN: Elbette istiyoruz. Zaten, Aydınlık Gazetesi'nde bunun tartışma zemini açıldı ve gerçekten
Müslüman olanlar, Müslüman aydınlar yanıtlar verdiler; ille kabul etmesi gerekmez. Salman Rüşdi'nin
kitabından dolayı, bu böyle bir kitap yazıldığından dolayı, ben memnun değilim; ama bu kitabın
yasaklanmasına karşıyım. Hiçbir kitabın yasaklanması doğru değildir. Laik Türkiye'de bu hiç olmaz,
hiçbir zaman olamaz. Müslümanlar bundan rencide olurlar ve yanıt verirler.
TGRT: Ama, Aydınlık Gazetesi'ni bütün camia okumuyor, herkes okumuyor; herhalde 13 -- 14 bin gibi
bir tirajı var. Kamuoyuna da deklare ediyorlar her şeyi ile. Bunu başka bir tartışma zemininde
ayarlayamazsınız. Başka bir gazeteye veya ben tartışmak istiyorum veya kamuoyuna bu konuda
mesajınızı söyleyelim...
Aziz NESiN: 13 bin, 15 bin satıyorsa, bu az bir rakam değildir. Oraya yanıt verirler, orada konuşurlar
veya kitap çıkarırlar veya kendi dergilerinde yayımlarlar. Bakın, şimdi yalan söylüyorlar. Burada bunlar
herhalde Müslüman gazeteler, kesin yalan söylüyorlar; burada yalan dolu, bunlar nasıl Müslüman?
Yani, Salman Rüşdi'nin yaptığından daha alçaklık yapıyorlar. Müslüman, benim söylediğim lafları
söylüyorlar. Lafa bak; yani "Müslüman Mahallesinde salyangoz satılıyor." Böyle tahrik ederek, asıl
tahrik bunlar. Neyi tahrik ediyorlar? Vursunlar, kırsınlar. Ondan sonra, başları göklere erecekler.
Müslümanlık adına yapılan bu, burada da öyle, burada da öyle.
TGRT: Tabi, Sivas şu anda kozmopolit bir yer olduğu için, duyarlılık... Şöyle; şimdi, 1978de bir hatırası
var Sivas'ın, coşkun bir hatırası var, tereddüt ve endişe içerisinde; haliyle böyle yazılar dökülebiliyor.
Aziz NESiN: Kozmopolit değil, kozmopolit buna denmez. istanbul'a kozmopolit denilebilir belki bir
ölçüde; ha, mozaik... Mozaik var olsun; her mozaik karşısındakinin inançlarına saygı duymalıdır. Öyle
saldırmak yok; öyle şey gibi, uyuz, kuduz, sırtlan gibi höt diye sen benim...
TGRT: Ama efendim, Salman Rüşdi'nin yazdığı kitapta peygamber efendimizin zevcelerine dil uzatma
var. Bunun nasıl tartışma zemini olabilir ki?
Aziz NESiN: Olabilir, olabilir, ben onu onaylamıyorum, tasvip etmiyorum. Ben, yasağa karşıyım. Varsa,
delilleri ile karşı gelirsiniz; ya gelirler, delilleri ile karşı gelir, kanıtları ile ortaya koyarlar. Bu adam yalan
söylüyor, derler, eğer akıllı bir toplumsa, Türk toplumu bakar, yalanı hangi doğru anlar.
TGRT: Ayetler bu konuda efendim.
Aziz NESiN: Tabi, ayetler var. iki taraf da ayetlerini, kanıtlarını koyarlar. Ben hiçbir peygamberin
ailesine, hatta bugün yaşayan insanların ailesine saldırmaktan yana değilim. Böyle bir şey olmaz.
Saldırıldı diye yasaklamaktan yana değilim veya saldırıldı diye o adamı öldürmekten de yana değilim.
TGRT: Aman efendim; iktibas etmekle bunu yapmış oluyorsunuz. Yani, bakın peygamberler
müminlerin kendi canlarından ileridir. Bunun hanımları da müminlerin analarıdır, diye ifade ediliyor
burada.
Aziz NESiN: Ben mümin de değilim, anam da değil benim.
TGRT: Ashaf suresinde öyle ifade ediliyor. Mümin olmayabilirsin, ama tabi bundan Müslümanlar
duyarlılık gösterir haliyle.
Aziz NESiN: Duyarlılık, öldürmek değildir arkadaş.
TGRT: Muhakkak, öldürme taraftarı olamaz, öyle bir şey...
Aziz NESiN: Bitti, yumrukta değildir, vurmakta değildir; tepki göstermeye hakları var, göstersinler.
TGRT: Öyleyse, tartışmak gereği konuyu mütalaa edelim diyorsunuz.
Aziz NESiN: Elbette, ben, ben aslında yasağa karşıyım. Yoksa Salman Rüşdi'yi seviyorum, bayılıyorum;
çok güzel kitap. Bunları da yazdım burada, daha geniş olarak yazdım. Lütfen okuyun bu gazeteyi.
TGRT: Bir de, Kültür Bakanı da yasakçı başkan oluyor, yasakçı bakan oluyor. Zira, bazı kitapların
dağıtılmasında iktibas edilmesine karşı geliyor. Yasakçı, nasıl yasakları kaldıracağım diye geldi.
Aziz NESiN: Ben, Fikri Sağlar'ın avukatı değilim; bana niye soruyorsun bunu, kendine sor.
TGRT: Evet, ama siz onun düzenlediği kültür etkinliğine katıldınız. Efendim, burada bir çelişki çıkmıyor
mu?
Aziz NESiN: Aa, Allah Allah; ben (Namık Kemal) Zeybek' in zamanında Kültür Bakanlı' nın şûrasına da
katıldım, (Namık Kemal) Zeybek zamanında... Yani, ben avukatıyım onun bir Kültür Bakanı beni
çağırıyorsa, bir toplantıya nice olduğu için, bir tane, iki tane değil.
TGRT: Herkes okumuyor ki bunu.
Aziz NESiN: Burada sizin televizyonunuzu herkes dinliyor mu? Benim alanım o kadar; o kadar
yazıyorum, yazabildiğim alan bu. Bu sizin televizyonunuzda bir parça söyledim bu konuyu aslında.
Gerçek Müslümanlar, gerçek Hıristiyanlar, neyse, dindar tartışmadan, dindarlar tartışmadan yana
olmalıdır, kavgadan, kavgayla bir şey çıkmaz, sonuç elde edilmez. Aziz NESiN' ni öldürürler, başka bir
Aziz NESiN çıkar. Başka Ahmet çıkar, Mehmet çıkar. Çünkü, insanın beyni var, düşünüyor. Düşünce,
düşünceye karşı gelinmez; karşı düşünceyle gelinir. Karşı düşünceyle iflas ettirirsin. Mahkûm ettirirsin,
ama düşünceyle mahkûm ettirirsin, öldürerek değil ki!.. Yani şey, burada şu gazetelerde yazıyor; hepsi
bunların Müslüman, hepsi yalan yazıyor.
TGRT: Söylediklerinizi yazıyor efendim.
Aziz NESiN: Aa, benim söylediklerim bunlar!
TGRT: Yok, onları ben okumadım, incelemedim de. Bakın, mesela Hürdoğan Gazetesi'nde
söyledikleriniz aynen iktibas etmiş.
Aziz NESiN: Aynen etmemiş, ben okudum, siz de okursunuz. Ben aynen söylemedim. Bunlar, hoşgörü
içinde yaşamak zorundadırlar. Yoksa birbirini boğazlarlarsa, Türkiye birşeye çıkmaz. Ne düşünce çıkar,
ne ilerleme olur; bunların önlenmesinin tek yolu hoşgörüdür ve bu hoşgörüye şiirlerle Pir Sultan
Abdal, kendi zamanına göre, bugün aynı şeyler geçerli değildir. Bugün aynı doğrultuda, aynı felsefi
doğrultuda başka insanlar çıkabilir. Aynı şeyler olmaz ama bu hoşgörüdür. Hatta, bütün tarikatlar bir
anlamda hoşgörüdür de. Ama en çok -tarikat olmakla birlikte, hatta bir mezhep olmamakla birlikte-
Alevilik bunu en güzel sirkülerden biridir, bir tanesidir; tek bir tanesi değildir. Hoşgörü bu dünyada 20.
yy.'da...
TGRT: Aleviliğin Türkiyeleştirildiğini söylüyorsunuz; Pir Sultan Abdal, Türkiyeleştirildi diyorsunuz.
Aziz NESiN: Bana öyle geliyor. Yani, Aleviliğin kökünü aramak gerekiyorsa, Şamanizm'de var; ama
daha çok Şiilik'in Türkiyeleştirilmişi var. Yani, uygarlaştırılmış Şiilik'le bir bağı kalmamış. Öyle, bir anda
kaynaklanmamış olmakla birlikte, Şiilik'te hiçbir bağı kalmamış. Çünkü Şiilik'te hiç hoşgörü yok.
Halbuki, Alevilik'te hoşgörü var. Aynı şeyler değil; bana öyle geliyor. Bu da benim düşüncem; belki de
yanlıştır. Bana, kaynak olarak, kaynağını Şiilik'ten almış gibi geliyor.
TGRT: Bu kadar ne için önem veriyorsunuz efendim?
Aziz NESiN: Neye?
TGRT: Alevilik veya Türkiyeleştirilmiş olması halinde...
Aziz NESiN: Çok önemli birşey tabi, yani...
TGRT: Mesela Kur'an-ı Kerim'in tefsirini okudunuz mu sizler?
Aziz NESiN: Bir kaç tefsiri var yani, hangisini?
TGRT: Mevdûdi, ibn-i...
Aziz NESiN: Onu okumadım, ama birkaç tefsirini okudum. Ee...
TGRT: Birbirini tamamlayıcı özellikleri var.
Aziz NESiN: Birbirini tamamlayıcı, birbirini aksedici de var.
TGRT: Tabii, neşreden hadiseler başka.
Aziz NESiN: islam dinini mahveden tefsirler dolu.
TGRT: Şimdi mesela, Seyyid Kutub'un, Mevdûdi'nin, diğer tefsirlerin değişik değişik özellikleri var.
Günümüze binaen yorumları var. Bunları gözetmenizi...
Aziz NESiN: Ben gözetsem ne olacak? Bakın; birçoğunu, sizden fazla tefsir okumuşumdur.
TGRT: Muhakkak.
Aziz NESiN: Hayır, muhakkak değil. Belki sizden fazla okumuşumdur. Tefsirleri okudum. Kur'an-ı çok,
kaç kez okudum; bundan sonra kendime göre bir yol seçtim. Bu yola... bu yola...
TGRT: Eskidiğini söylediniz Kültür Merkezi'nde, eskidiğini...
Aziz NESiN: Hiçbir söz yoktur ki, kimin sözü olursa olsun, bin yıl geçerliliğini korusun.
TGRT: Ama bu, Allah'ü Teala'nın sözü.
Aziz NESiN: Allah'ı Teala, sizin Allah'ı Teala'nız, benim Allah'ı Teala'm yok. Onun için, ben diyorum ki,
hiçbir söz nereden gelirse gelsin, değerini sirkü sürdüremez. Bakalım, şimdi o şeyden, bakın, burada
bir baş yazı var. Dün de yazdım; burada da cennet, cehennem üzerine... Bakın, buradaki cehennem
üzerine sözler, bugün geçerli midir, Kur'an'dan alınmış ayetler bunlar, bunlar...
TGRT: Baki olay; yani, siz onu sonsuz, ebediyete kadar koruyacağız... Başka bir tartışma ortamında
ben size ifade etmem gerek.
Aziz NESiN: Ben de diyorum ki, felsefi olarak hiç dünya yüzünde, hiçbir söz yoktur ki, değerini
kaybetmesin; en güzel söz, en büyük söz, Mustafa Kemal'in sözü...
TGRT: Beşeri, beşeri sözler muhakkak öyle; ama bu Allah'ü Teala'nın kelamı olduktan sonra değişir
değil mi?
Aziz NESiN: Allah'ü Teala'nın bu sözlerine ben inanmıyorum. Çünkü, bunlara inanmam için aklımı
kaybetmem lazım. Burada, cehennem için söylenen şeyler... Bunu Allah söylemiş; ben buna
inanmıyorum.
BiRBAŞKA ŞAHIS: Neden? Neden insanların fikirlerine saygı duymuyorsun?
Aziz NESiN: Duyuyorum işte. Gelsin... insanların fikirlerine saygı bende; bu, onlar da bana saygı
duysun. Şimdi bu arkadaş saygısızlık yapıyor, ben yapmıyorum. Ben düşüncemi söylüyorum bu
konuda; bu düşüncem doğrudur, yanlıştır. Sen kabul etmezsin, karşı düşünceyi söylersin, karşı
düşünceyi söylersin, ben burada şey yapmıyorum.