(#3046849)*
"odtünün kampüsü şöyledir, odtünün sunshine ı vardır" da çok daha fazlası konuşulmalı bir üniversite hakkında. zira siz odtüyü veya ğitüyü tercih edecekseniz içindeki kafelerin güzelliğine veya çimenlerinin yeşilliğine bakmamalısınız. zira sizin bu 4-5-6 senelik üniversite hayatınız sizin ilerideki ortalama 40 yıllık yaşantınızı şekillendirecektir. eğer bu mantıkla düşünürseniz odtü mimarlık yazarsınız. sabah akşam hatunlarla yiyişirsiniz. veya felsefe yazıp çimenlerde oturup dünaynın yaradılışından insan psikolojisine kadar uzanan muhabbetler edip kahvenizi yudumlarsınız. asıl önemli olan ise "kim" olmak istediğiniz. üniversite ise bunun için sadece bir araç. olay insanın ta kendisinde.
ü1 araştırma ve eğitimde disiplinler arası sinerji yaratılması
disipilenler arası birleştirme. kısacaıs eğitim ve araştırmayı bir arada tutmak. odtü nün bu konuda oldukça iyi olduğu söylenebilir. zira genelde öğrencilerini ve asistanlarını araştırmaya iten, onların sorgulayarak ve tartarak öğretmesini palnalayan bir yapısı var. derslerin zor olmasının temeli de bu. derslerde size bilginin bir kısmının verilmesi, geriye kalan bilginin araştırma ve örnekleme ile bulunması ve harmanlanarak sonuca varılması. zaten bir üniversite böyle olmalı. eğer size %100 bilgi veriyorlarsa bu eğitimin lise eğitiminden farkı kalmaz
ü2 araştırma ürünlerinin artırılması
sinerji sonucunda oluşması en muhtemel şey. zira eğitim ve araştırmanın bütünleşmesi ile ortaya ürün çıkmasından daha doğal bir sonuç olamaz.
ü3 yaratıcılığı destekleme mekanizmalarının geliştirilmesi ve yenilikçiliğin özendirilmesi
(eğitimde yenilikçilik, yaratıcılık)
eğitimde yenilikçi olduğu biraz aşikar. her ne kadar bir çok sistem sürekli olarak yenilenme içerisinde olsa da akademik kariyer yapmış hocalarının artık sahil kasabalarına taşınma vakti geldiğinden size verilen bilgiler de eski oluyor. insanoğlu acayip bir varlıktır ki sürekli olarak yeniyi ister. öğrenmek ister. araştırmak ister. önünüzde m4a16 tüfeği varken birilerinin size bu tüfeği "x mm, y hızında mermi atar, z hızı ile hedefi vurur, hedefe p basıncı uygular" şeklinde mi anlatmasını istersiniz? yoksa "bizim dedelerimiz bu silahı alır omzuna koyar bang bang diye ateş ederdi. attığını vururdu namussuz" şeklinde mi?
finansal kaynakları güçlü bir üniversitedir. ancak her sene bu kaynakları kaldırım ve yol çalışmalarını yenilemeye harcaması ise akıllarda "acaba ceplere para mı iniyor" sorusunu getirmektedir. zira okulun kaynak yönünden çok zengin bir kütüphanesi olsa da öğrenme ve öğretme standartlarına yeni yeni ulaşamaya başlayan bir kütüphanesi vardır. bu sa muasır konfor seviyesidir.
ü5 strateji uygulama sisteminin yapılandırılması, çalışanların gelişiminin ve kurumsal öğrenmenin
desteklenmesi
ü6 paydaşlar ile etkili iletişim ve işbirliği altyapısı
(ulusal/uluslararası eğitim ve araştırma kurumları ile iletişim ve işbirliği)
bir çok eğitim programı ile öğrenciyi yurtdışına çıkmaya teşvik eden bir yapısı vardır odtünün. bunda yurtdışıda saygın bir kurum olması(ne kadar saygın olduğu ise muammadır)na borçlu olduğu söylenebilir. kısasa kısas gerek değişim programlarından gelen öğrencileri, gerekse farklı kültürlerin aktiviteleri ile odtü aslıdna bir dünyanın ankarada yansımasıdır. bu da odtünün en güzel özelliklerinden biridir.
ü7 toplumsal hizmetlerin geliştirilmesi (toplumsal öncelikli konularda araştırma ve uygulama, stk faaliyetlerine katılım, toplumu bilgilendirme, topluma açık tesisler)
öğrencisine sağladığı imkanlar ile türkiyede 1 numara olduğunbu söylemek bile hatalı olmayacaktır. kampüs içi hizmetlerinin kaliteli olması, farklı hizmetleri(toplulukları-ki 100 den fazladır sayısı)içinde barındırması odtüyü türkiyede tek yapmaktadır. tek sorunsa öğrencilerin bu faaliyetlere yeterince zaman ayırtmakta zorlanmasıdır. düzenli çalışın demeyin. insanoğlu buna programlanarak doğmuyor maalesef.
ü8 çalışan memnuniyetinin artırılması
(idari ve akademik personelin desteklenmesi; maddi olanaklar, çalışma ortamı)
memnun oluğ olmadıklarını bilemiyorum ama eğer işveren ve işçi ilişkisi varsa %90 ında her ikisi de memnun değildir. ne işveren işçiden aldığı kaliteden ne de işçi işverenin verdiği ücretten memnundur.
ü9 uluslararası tanınırlığın artırılması
(araştırma-mesleki ve eğitim)
ulusal/uluslararası eğitim ve araştırma kurumları ile iletişim ve işbirliğinin en doğal sonucu. kaçınılmaz.
ü10 öğrenci gelişiminin desteklenmesi
(akademik, sosyal ve kişisel)
öğrenci gelişimi. aslında yaraya parmak basmaktır. zira bir üniversitede öğrencinin gelişimi "kendini geliştirmesi" demektir. kendini geliştirmek ise dünya üzerindeki en çok seçenekli kapılardan biridir. kimi zaman fazla sayıdaki seçenekler öğrencinin kafasını karıştırır. zira kendini geliştirmek hiçbir zaman tam olarak algılanamaz. bir endüstri mühendisine kendini geliştirmesi söylenir, bunu programlama dili öğrenmek, yabancı dil edinmek, ilişkiler sağlamak olarak yorumlayaiblir öğrenci. ancak kişinin kendini geliştirmesi aynı zamanda topluma adapte olması ile de ilişkilidir. en güzel örneklerinden birisi ise insanlar arasında uyum içerisinde yaşamak, bulunduğu ortama çabuk adapte olmak, konuşmasını bilmek, hareketlerini belli bir üslupla gerçekleştirmek. bu örnekler çoğaltılabilir. ancak kişinin kendini geliştirmesi ise dediğimiz gibi dalla budaklı bir terimdir. bir işveren olsan sql bilen bir elemanı elbeteki isterim. ama işe aldığım kişi konuşmasını bilmiyorsa, dağınık ve düzensiz bir adamsa onu neden işimde tutayım? organizasyon zaten iş yerinin temeli değilmidir? organizasyonu bozan unsurların ise her ne kadar kaliteli olsa da kesilmesi faydalıdır. rome total war da çıldıran fillerinizi öldürtüp de orduyu tekrar savaşa kosnantre etmekse çok güzel bir örnektir.
peki sonuçta ne çıkıyor. "hangisi daha iyi?" sorusunun cevabını istiyor aslında tüm insanlar. ancak ortada en iyisi falan yok. üniversite karşılaştırmalarında hiçbir zaman en iyisi yoktur. sadece herhangi bir dalında en iyisine sahip olanı vardır. buna da sizin karar vermeniz gerekmektedir, zira bu noktadan sonra objektif yorum yapmak zor olacaktır.
bir odtülü olarak söyleyebileceğim tekşey odtü isnanı sıcakkanıl falan değildir. tam tersine taş gibidir. algılamada sürekli sorunlar yaşar. çoğu lise döneminde hayatını derse adayıp da üniversitede kendini boşluğa bırakmış, alkolik olmuş, kendini karıya kıza vurmaya çalışıp abaza kalmış isnanlardan oluşur. ikili ilişkilerde büyük sorunlar yaşarlar. kendilerini sürekli kanıtlama çabası içerisindedirler. göreceğiniz bir çok odtülünün odtülü olmaktan gurur duyduğu, mezunlarının ise her gün "ah odtü vah odtü" diye sayıkladığını fark edeceksiniz. ancak bilinen şudur ki odtü kan kaybetmektedir. hocalarını özel üniversitelerine kaptırmakta, yerine hcoa bulamamakta, sıradan üniversitelerden hocalar getirip de size bilgiyi öyle sunmaktadır. birçok hocası daha önce de dediğim gibi sahil beldelerinde emeklilik hayatına başlama yaşını çoktan geçmiştir.
evet, odtü kurtarılmış bölgedir. ancak bu dışarı ile bağlantısının farklılık kompleksi üzerinden kurulmasından kaynaklanmaktadır. kişilerin alternatif olma çabaları, odtülülük ile fazla böbürlenmeleri de doğal olarak itülüleri kızdırmaktadır. zira itü lü öğrencilerin birçoğu odtüyü aşağılamaktan çekinmezler. ancak odtülü kendini hiçkisme ile kıyaslamaz. o kendine göre 1 numaradır. ancak kendini kendisi ile kıyaslamaması ise en büyük hatasıdır. zira kendini en iyi gören aldığı yer ufak yarayı ölümcül hale getirecektir. kazandığı her zaferi ise daha iyisini isteyerek çile haline.