herkesleşmek istemiyorum. bu salak dünya düzeninden sıkılıyorum ve en ufak şeyden bile felsefe yapabilecek hale geliyorum sonra.
mesela bugün bir arkadaşımın doğum günüymüş. 2 yıl boyunca aynı odada yaşadığım üniversiteden bir arkadaşım. instagrama fotoğraf atmasa hatırlamazdım. önemli tarihleri hatırlamada hiçbir zaman iyi olmamışımdır zaten. fotoğrafı görünce kutlama ihtiyacı hissettim ve samimi olsun diye birlikteyken geçirdiğimiz günlerden bir şeyler yazdım. ama yazarken ben sıkıldım. çünkü yakınlığı böyle saçma şeylere bağlamıyorum. ama biliyorum ki ben o mesajı atmasam o arkadaşım benden bekleyecek ve atmadığım için onu unuttuğumu düşünecekti. bana çok saçma geliyor ama bu durum. çünkü bugün karşılaşsak bir yerde aynı samimiyetle yaklaşırım ona. ama insanların birbirlerinin sırtına en basit şeylerde bile bu kadar yük bindirmelerini sevmiyorum.
bence birini dostun, arkadaşın gibi görebilmek şöyle bir şey; bir derdin olduğunda rahatlıkla arayıp anlatabiliyorsan o da bunu çözecek bir şey yapamasa bile seni sabırla dinliyor ve destek oluyorsa, mutlu olduğun anda yanında olmasa bile senin kadar yüreğinde yaşıyorsa bu sevinci, bir mesaj atmadın diye yakınlığınızın sona erdiğini düşünmüyorsa tamam işte o senin dostundur.
velhasıl kelam emrivaki gibi gelen işleri sevmiyorum azizim. böyle şeyler yapan insanları hissettigimde bazen bilerek açmadığım bile oluyor telefonları. çünkü samimiyetsiz konusmalarla vakit harcamak istemiyorum. samimiyeti her gün aranmakta bulmuyorum. doğum günü kutlamalarında da.