2. Günü bi tanemin melek oluşunun..
Uykunun ortasında annemin "aşağı düştü" bagirisiyla uyandım. Rüya görüyordum, 2 saniye ne olduğunu anlamaya çalışıp direkt yataktan firladim. Camdan aşağı baktim, 11 kat aşağıda yerde surukleniyordu en yakın arkadaşım. Beynimden vurulmusa döndüm, koşarak çıktım evden. Yalvardim ne olur ölmesin diye..
Yanına gittim, yaşıyordu yavrum.. Patilerinin üstünde zorlukla durarak derin nefesler alıyordu, ne kadar canı yanıyordu kim bilir.. Kendimden geçtim, hıçkıra hıçkıra kucagima alıp eve çıkardım. Can çekişiyordu kucagimda kızım. Kabus olsun diye dua ettim..
Veterinere goturdugumde uyuşmuştu beynim. Ölmüştü yoldayken zaten. Yapacak bi sey olmadığını öğrendim. Artık aglamiyordum. Geri getirdim eve.. Şoka girdim. O oyuncu, o haylaz cansız, buz gibi yatıyordu gözleri açık. Karni sisiyormus nefes alıyormuş gibi geliyordu gözüme..
Kim bilir düşerken ne kadar korktu, kalbi nasıl attı, yere düştüğünde canı ne kadar acidi.. Ölene kadar nasıl bi acı çekti.. Tüm bunları düşünmek bogazimi dugumlendiriyor. Genzimi yakıyor. Çenemi titretiyor. Basımı agritiyor. Göğsümü acitiyor..
Ellerimle gomdum sırdaşımı.
O kadar vicdan azabı cekiyorum ki.. Hala evde sanıyorum. Yatarken bi anda zıplayıp koynuma girecek, mirildayacak, kolumun altında uyuyacak diye bekliyorum.
Alıştı o, bi şey olmaz diye pencere actigimizda odadan dışarı cikarmadim hiç. Yaz boyunca pencere onundeydi. Seviyo cam kenarını diye musade ettim çıkmasına.
En çok buna dikkat edin.. Eceliyle ölse yine uzulursunuz de, sizin yuzunuzden öldüğünü bilmek, ihmaliniz yüzünden öldüğünü bilmek kahrediyor insanı. Yüksek kattaki dairenin penceresi açık odasina kendinizi asla sokmayin. Bu kahrı, yası, vicdan azabini, suçluluğu, boşluğu yaşamak istemiyorsanız, "bir şey olmaz" demeyin..