küçük kentin büyük hediyesi

entry1 galeri
    1.
  1. kalabalık ve gürültülü bir şehirden geliyordum
    gömlek cebimde umutlarım
    cevaplarını bulamadığım sorularım
    büyük bir şehirden geliyordum
    ne isteyeceğimi bilmiyordum
    ne vereceğimi ne alacağımı
    ya da nasıl alınacağını
    hiç bilmiyordum...

    boğazda çay içebilmek olmayacaktı
    ya da eş dostla öyle havadan muhabbet
    ne yapacaktı ki bana bu karadenizdeki küçük kent
    nasıl geçecekti ki zaman?

    her şeye alışılıyor nasılsa zamanla
    yavaş yavaş uyum sağlanıyor sonunda
    aslında büyük şehirde de doğup büyümemiştim ya
    ama alışmıştım büyük şehrin büyük ve doyumsuz doğasına

    derken ahbaplar edindim
    benim gibi sağdan soldan gelenlerden
    sigara uğruna 2-3 km yürüyebilenlerden
    ahbaplar edindim
    bütün gönlümü açabileceklerimden
    geceleri sırlarımı paylaşabileceklerimden
    uyum sağlıyordum nihayetinde
    halı saha maçları bile yapıyorduk beraberce
    piknikler yapıyor geziyor dolaşıyorduk
    kurslara katılıyor
    sunumlar yapıyorduk
    bolca sigara içiyorduk zula tütünlerde
    küçük kente göre kalabalık bir yerde
    zaman öldürüyorduk hayat küllüklerinde
    kendimizce eğleniyor
    ufak heyecanlar yaratıyorduk kendimize...

    işte böyle bir kalabalıkta rastlamıştım sana
    bir kitap fuarının hoşbeş bir standında
    şimdi nedense hep sen olmuştun sohbetlerim
    aşk mı buydu sanmıyorum
    ama neydi bilmiyorum
    neden ellerim titriyordu
    neden az konuşuyordum
    neden yükseliyordu kalbimin çarpıntı ibresi
    aşka mı geliyordum bu muydu gönlümün ibaresi...

    küskündüm halbuki aşka
    bir şey vermemişti ki bana
    kalbindeki yaralardan başka
    bir de gecelerin ayazı
    ve de nedensiz gözyaşları...

    belki itiraf etmeye korkuyorum
    söylemeye kendime dahi
    ne bu hiçbir fikir yürütemiyorum
    anlamsız belki haykırmak

    her şey böyle sürmeli
    böyle devam edip gitmeli

    küçük kentin büyük hediyesi...

    kasım 2007 - bartın
    1 ...