amsterdam'ın anahtar kelimeleri -ot, mantar, seks, porno- gibi görünse de aslında bu 4'lüden çok daha fazlasını verdi bana.
bi kere aşırı düzenli, güvenli ve temiz. tarihi güzel süslemişler. müzecilik başarılı. ulaşım paris kadar iyi olmasa da 1-2 günde rahatlıkla çözülebiliyor. felemenkçe kıl bir dil, ezelden beridir sevmedim onun rahatsızlığını yaşadım ama amsterdam'da sadece ingilizce konuşarak çok rahat yaşarsınız. sadece amsterdam'da da kalmayın bence. yakınlarda güzel köyler kasabalar var. mesela volendam'ı ve edam'ı mutlaka görün. edam'da gidin peynir tadın, yürüyüş yapın, orada yaşayanlara imrenerek bakın. anne frank huis, rijkmuseum, van gogh museum gibi yerleri mutlaka gezin. heineken'e ben gitmedim, çok ilgimi çekmedi valla. dediğim gibi müzeler başarılı. yeme içme konusunda bir türkiye değil ama ille de türk yemekleri derseniz bol bol dönerci var. kapsalon'u denemelisiniz ama 1 porsiyonu 2 kişi yiyin, tek yerseniz benim gibi hık hık kalırsınız. ot mot işleri de çok basit. bulldog en yaygın olan coffeeshop, gönül rahatlığıyla gidip otunuzu çekebilirsiniz. bisikletlere çok dikkat edin, ansızın çarpabilirler laf da yiyebilirsiniz. en sevmediğim tarafı bisikletlerdi. tamam çok çağdaş, çok modern ama ben sana her dk ayak uydurmak zorunda değilim di mi? turistik şehir sonuçta, hayvan gibi şii yaparak bisiklet kullanmanın bi manası yok. otel konusunda çok fazla seçenek var, fiyatlar biraz pahalı evet. ben sloterdijk istasyonunun tam yanında kaldım, acayip kolaydı ulaşım. havaalanına 2 durak, merkeze 1 durak mesafede. daha iyi yerler de elbet bulunur f/p açısından iyiydi kaldığım otel. day passes kartlar var onlardan alın ulaşım için.