düello

entry32 galeri video1
    27.
  1. Düello, açık bir biçimde hakemler önünde gerçekleşirdi. Bu dönemde Tanrı önünde haklının yenilmeyeceğine inanılıyor ve bundan dolayı düelloya bir yargı aracı olarak bakılıyordu. Düello halk önünde yapılırdı. Düelloyu kaybeden ölmemişse, bu yolla suçu kanıtlanmış sayıldığı için cezalandırılırdı. Düellonun bu biçimi Fransa'da 1547'de yasaklanırken, ingiltere'de 1819'a kadar sürdü. Düello bundan sonra soylular arasında onur sorunlarını çözmek için başvurulan bir yöntem oldu. Onurunun zedelendiğine inanan kişi, kendisine hakaret eden kişiyle düello teklif ederek onurunu kurtaracağına inanırdı.

    Onurunun zedelendiğini düşünen kişi, yanına iki tanık alarak rakibini düelloya çağırırdı. Rakibi de iki tanık bulur, bu tanıklar düelloda uyulacak kurallar saptarlardı. Silah seçimini düelloyu isteyen kişi yapardı. Genelde kılıç ya da tabanca kullanılırdı. Tanıklar düellonun yapılacağı alanın enini boyunu ölçer ve silahları denetlerdi. Düello için silah saptanmışsa, düelloya tutuşan kişiler tanıkların saptamış olduğu uzaklıktaki işaretli yerlerden ateş ederlerdi. Eğer çok ağır bir suçlama söz konusu değilse, karşılıklı birer el ateşle ya da hafif bir yaralanmayla düello sona ererdi. Ağır bir suçlamada ise, düello ölümle ya da ağır yaralanmayla sonuçlanacak biçimde gerçekleşirdi.

    bir centilmenin başka bir centilmen tarafından onurunun kırılması veya aşağılanması sonucu karşı tarafı da aynı oranda aşağılayarak(orn.eldivenlerini çıkarıp yüzüne şaplatmak..) hesaplaşmaya davet etmesi olayı..
    kilisenin "tanrı suçsuz insanın yanındadır" tetiklemesiyle 16. yy.da öyle abarılmış ki ispanya'da asil sınıfın %25'i 20 yaşını göremeden ölürmüş..
    iki tarafa ait gözcüler tenha bir yer bulurlarmış genelde etrafta kimseciklerin olmaması için şafak vaktinde yapılırmış..iki taraf kararlaştırdıkları silahla(çağa göre kılıç, silah hatta top falan..) sırt sırta verir ve kararlaştırdıkları adım sayısı kadar ( adım sayısı aşağılamanın şiddeti ile ters orantılı) uzaklaşıp hamlelerini yaparlarmış..
    yaranın şiddetine bakmaksızın dökülen ilk kanda veya fiziksel olarak dövüşemeyecek kadar yaralanma olayı olduğu anda sonlanırmış ama bazı yerlerde
    ölümüne kadar gidermiş....
    iş çığrından çıkınca da kiliseler duelloya katılanları afaroz etme kararı alıp durumu düzeltmeye çalışmış ve 19.yy da tamamen yasaklanmış.

    adabıyla düello yapmak istiyorsanız;

    hasım bellediğiniz kişiye bir şekilde hakaret etmeniz icab eder. şöyle ki biz asil insanlar genelde eldivenimizi çıkartıp yüzüne vururuz, böyle gördük böyle bildik. amma velakin günümüzde daha sözlü hakaretler kullanılmaktadır, yani küfür ederek hasım köşeye sıkıştırılmaktadır. buradaki amaç rakibi insanların gözünde küçük düşürmek ve bunun sonucu adamın gururunu kurtarmak zorunda kalıp size dalmasıdır. bu sebeple hakaret esnasında yanınızda en az bir kişi olmalıdır. mümkün ise düello teklif ederken bir arkadaşınızı yanınızda getirin, hatta hasmınız da o esnada yalnız olmasın.

    aşağılama kısmını hallettik.

    günümüzde uygulanmayan bir çok ritüel var, düelloyu düello yapanlar asıl bunlardır. artık sadece küfredilir, çıkışta kapının önüne gel denir ve dövüşülür, burun kanar kaş yarılır falan. biz eskiden eldivenimizi hasmımızın çehresine çaldıktan sonra, hasmımız düello isteğimizi anlar ve size bir buluşma teklif eder. yani size istediğiniz vakit kozumuzu paylaşabiliriz der. bunun üzerine taraflar yer, saat ve düello silahı konusunda anlaşmalıdırlar. anlaşıldıktan sonra, şahidinizle beraber mekanı terk etmelisiniz, zaten kapışmak üzere sözleştiğiniz rakibinizle aynı ortamda takılmak abesle iştgal eder.

    bu arada düello silahı, iki tarafa da eşit şans tanımalıdır. estetik olan budur. misal rakibiniz yaşlı, biri iken siz yumruk yumruğa kavga şeklinde düello teklif ediyorsanız bizzat şahidinizin bile gözünde küçük düşersiniz, zira bu aşağılık ve çıkar gözeten, sportmence olmayan bir tekliftir. yahut siz tabanca atışında çok iyiyseniz ve bu biliniyorsa, rakibinizin ise tabanca tutmuşluğu yokken sizin ona tabanca düellosu teklif etmeniz ortamda gene soğuk karşılanacaktır. mümkün olduğunca eşit şartlar sağlayan silahta anlaşılmalıdır.

    silah, yer ve saat seçimi, hasımlar arasında değil, ulak olarak kullanılabilecek şahit aracılığı ile de kararlaştırılabilir. bazı durumlarda sadece aşağılama sonrasında taraflardan biri diğerine şahidini yollayarak düello talebini iletir. hasım şahide düelloyu kabul ettiğini bildirir, şu saatte şurada bulunsun, şahitlerini de getirmeyi unutmasın der. kendinden emin biri ise silah seçimini düelloyu teklif edene bırakabilir.

    silahla yapılan düellolarda, silahı seçen taraf silah temin etmek zorundadır. kişilerin kendi silahını getirmesi estetik değildir. ayrıca tüfekle yapılacak bir düelloda, taraflardan birisi tek tüfeği olan baba yadigarı eski bir tüfeği getirmek zorunda kalırken, diğer taraf zengin ise tam otomatik bir teknoloji harikasıyla gelebilir ki bu adil bir ortam teşkil etmeyecektir. bunun yerine silahı getirecek olan kişi, en az iki silah ile gelmelidir. tabi ki silah seçimini rakibine bırakacaktır. böylece biri bozuk biri sağlam tabanca getirip de, sağlamını seçip çalışmayanını rakibine kakıtamaz. rakibi silahını seçtikten sonra kalan silahı/silahlardan birini alır.

    düello koşulları aslında önceden belirlenir. mesela ateşli silahlarla yapılan düellolarda kaç adım mesafeden ateş edileceği, önceden mi mevzilenip nişan alınacağı yahut sırt sırta dönüp 10 adım yürüdükten sonra mı ateş edileceği vb. kurallar önceden saptanabilir. yahut iki tarafın şahitlerinden biri hakemlik edebilir ve kuralları düellodan hemen önce söyler, karşı tarafın da onayı alınırsa düello o şekilde yapılır.

    düello sonucunda genellikle bir kişi hayatını yitirecektir. ancak ölümünün ardından, hayatta kalan düellocu rakibine saygı duymalıdır, zira o düellodan kaçmayarak şerefini korumuş biridir. rakibin hayatını yitirmemesi, sadece yaralanması durumunda ise gene saygı ile hasmın yaraları ile ilgilenilmeli, imkan dahilinde ise hastaneye götürülmeli, doktor çağırılmalı vs. yardımcı olunmalıdır.

    silahı ilk çeken adam silah çekme anına karar vermek zorundadır. onu yavaşlatan da budur. kahramanın bu mecburiyeti olmadığından bütün dikkati rakibinin gözlerindeki karar verme anını tespit etmeye, omzunun kımıldadığını görmeye ya da elinin harekete geçtiğini fark etmeye yoğunlaşmıştır. başka bir deyişle, kötü adam bilinçli, iyi adam refleksif davrandığı için hep silahı ilk çeken ölür.
    1 ...