oray eğin

entry451 galeri video2
    165.
  1. Gazetenizin 5 Kasım Perşembe günlü nüshasında Oray Eğin tarafından kaleme alınan “Hadi hadi hadiiiii” başlıklı yazıda müvekkilimiz Perihan Mağden’in kişilik haklarını ağır bir biçimde ihlal eden yalana ve çarpıtmaya dayalı bir yazı yayınlamıştır.

    Anılan yazarın büyük bir gururla kendine atfen sıraladığı; ihale takipçiliği yapmamak, patronunun işinin peşinden koşmamak, gazeteciliği kullanarak kooperatiflere üye olmamak, araya tanıdıklar sokup düşük faizli krediler almamak, büyük şirketlere aracı olmamak, gazete köşelerini patronun çıkarlarına kullanmamak ve benzeri tutumlar zaten bağımsız ve doğru bir gazetecilik yapmanın asgari gerekleridir. Bunları övgüyle ve vurguyla yazmak Oray Eğin’in zihnindeki gazetecilik ve yazarlık standartlarının ne kadar düşük olduğunu gösterir. Oray Eğin bilmelidir ki bunlar erdem değildir. Bunlar vasat ahlakın olması gereken sıradan sonuçlarıdır.

    Ancak bu sıradan sonuçları yazarak sanki Perihan Mağden bunların aksine davranan bir yazarmış izlenimi yaratma çabasına yönelik Oray Eğin kurnazlığının, gazeteciliğin hangi faziletiyle (!) bağdaştığını anlamak güçtür.

    Gazetecilikte erdem gerçeğe sadakattir. Gazetecilikte erdem ortak iyilik adına sürekli muhalif olabilmektir. Gazetecilikte erdem her koşulda kişilikli ve doğru yazabilmektir. Ülkemizde bu erdemlere sahip değerli yazarlardan biri olan Perihan Mağden aleyhine gerçeğe aykırı ve gerçekleri çarpıtan ikinci bir yazıyı kaleme alan Oray Eğin’in bu tutumunun gazeteciliğin hiçbir erdemiyle uyuşmadığı açıktır.

    Oray Eğin bilmelidir ki; bir yurttaşın hukuka uygun davranmak için imar izni alma başvurusunu, sağlık yardımı alan bir kişinin doktoruyla meslek sırrı kapsamında kalan ilişkisini ve bir insanın kişisel bir tartışmasını; gerçeğe aykırı bir biçimde, gerçekleri çarpıtarak ve dedikodular ekleyip okuyucunun gerçeklik algılamasını bozarak gazete köşesinde yazmakla, hukuka aykırı ihale takipçiliği yapan zihniyete sahip olmak arasında hiçbir fark yoktur.

    Perihan Mağden’in yazıda sözü geçen ailesinden kalmış evi Boğaziçi imar Müdürlüğü ile Anıtlar Yüksek Kurulunun yetki alanındadır. Bu alanda bulunan yerlerle ilgili hiçbir belediyenin tadilat ve restorasyon izni verme yetkisi yoktur. Bu nedenle Perihan Mağden’in eviyle ilgili herhangi bir Belediye Başkanı ile görüştüğü iddiası her şey bir yana bu basit gerçekliğe aykırıdır. Sormak gerekir: Bu sıradan bilgiyi bile temin etme niyetinden ve belki de becerisinden yoksun Oray Eğin’in sadece dedikoduya dayalı olarak Perihan Mağden’e yönelik asılsız iddialarda bulunmasını hangi gazetecilik erdemiyle bağdaştırmak mümkündür.

    Sormak gerekir: Oray Eğin, bir yazarın sosyal ve siyasal sorumluluk duygusuyla ve gündemde yer alan olaylarla bağlantılı olarak doğru değerlendirmeler ve isabetli eleştiriler yapabilmek amacıyla toplantılara katılmak, izlemek ve iletişimde bulunmak faaliyetlerini gerçeği bozarak, uydurma unsurlar ekleyerek o kişiyi aşağılama amacıyla kullanma becerisinin, gazete köşelerini patron ve kişisel çıkarlar için kullanma cambazlığından farklı olmadığını görme yetisine haiz midir?

    Üstelik Perihan Mağden, uzun yıllardır devam eden yazarlığı süresince gazetecilere sunulan hiçbir promosyon imkanını kullanmayan, yazıda sözü edilen kişilerin bazılarıyla sadece bir kere bazılarıyla (Cumhurbaşkanı ve eşi de dahil olmak üzere) iki kezden fazla asla görüşmemiş olan, mesleki ve sosyal yaşamında olanaklı en az sayıda ilişkiler kurmayı tercih eden bir kişi olarak, bu asılsız suçlamalarla karşı karşıya bırakılıyorsa, bunu yapan Oray Eğin’in bu yazıyı yazarken gazetecilikten başka niyetler taşıdığı ortaya çıkıyor, demektir.

    Peki, Oray Eğin, Perihan Mağden’in “aylarca işsiz kalıp, herkesle yemek randevularına çıkıp iş teklifi bekleyen ve bir türlü alamayan” şeklindeki tümüyle yalan olan bu beyanları, köşesinden aktarmayı herhangi bir gazetecilik “erdemine” uygun mu buluyor. Eğer öyleyse yürüyecek yolu kalmamış demektir.

    Hukuk sadece Oray Eğin’in ilgi alanı dışında gördüğü “yasa” değildir. Hukuk aynı zamanda kişilerin bir davranış normudur. Hukukun önceliklerinden birisi başkalarının kişilik haklarına saygı gösterilmesidir. Bu hukuka saygı demektir. Hukuk, kendisine saygı duymayana bu saygının ne olduğunu öğretme kapasitesine sahiptir.

    Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

    PERiHAN MAĞDEN

    Vekilleri

    Av. Mehmet Uçum - Av. Hatice Uçum
    0 ...